Vasiyetnamenin İptali davası, vasiyetnamenin en sık karşılaşılan ölüme bağlı tasarruf şekli olduğundan Miras hukukunun en önemli konularından biridir.

Bu nedenle bu dava türünü incelemeden önce Miras Hukuku ile ilgili genel bilgi alınması ve Ölüme bağlı tasarruflar hakkında bilgi alınmasını tavsiye ederiz.


Vasiyetname

Mirasbırakanın son arzularını ve iradesini yetkili kişi, kurum ve organlar önünden açıklaması vasiyetname olarak adlandırılmaktadır. Ölüme bağlı tasarruflar arasında en sık karşılaşılan tasarruf şekli, vasiyetnamedir. Vasiyetname bırakmak, vasiyet etmek ile aynı anlamda kullanılmaktadır.

Türk Dil Kurumu Sözlüğünde vasiBir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse” veya ” Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse.” şeklinde açıklanmıştır. Vasiyetname ise ” Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu belge, vasiyet” olarak açıklanmıştır.

Geçerli bir vasiyetnamede bulunması gereken şartlar ölüme bağlı tasarruflar konulu yazımızda genel hatları ile anlatılmıştır.

Vasiyetnameler “Resmi Vasiyetname“, “Sözlü Vasiyetname” ve “El Yazılı Vasiyetname” olarak 3 farklı şekilde düzenlenebilmektedir. Her bir vasiyetnamenin sahip olması gereken şekil şartları Medeni Kanunumuzda titizlikle anlatılmıştır.

Vasiyetnameler içerik ve şekil yönünden taşıdığı hukuka aykırılıklar nedeniyle iptal edilebilirler.

Vasiyetname 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 514. maddesinde Ölüme Bağlı Tasarruf Şekli olarak, 531. maddesinde ise Ölüme Bağlı Tasarruf Çeşiti olarak gösterilmiştir. Bu ikisinin birbirine karıştırılmaması hukuksal sorunların anlaşılmasında kolaylık sağlayacaktır


Vasiyetnamenin İptali Davasının Hukuki Dayanağı

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali Davası Türk Medeni Kanunun 557-559. Maddeleri arasında İptal Davası Sebepleri, Dava Hakkı ve Hak Düşürücü Süreler başlıkları altında düzenlenmiştir.


Vasiyetnamenin İptali Nedir?

Hukuka aykırı olan vasiyetnamenin, hakları zedelenen kişiler tarafından hüküm ifade etmemesinin sağlanması için vasiyetnamenin  iptal edilmesini sağlayan davalara genel olarak ölüme bağlı tasarrufların iptali davaları denilmektedir.


Vasiyetnamenin İptali Sebepleri

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali Davası Türk Medeni Kanunun 557-559. Maddeleri arasında İptal Davası Sebepleri başlıkları altında düzenlenmiştir. Buna göre vasiyetin iptali davasına konu olabilecek hukuka aykırılıkları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Ehliyetsizlik

Türk medeni kanunun 557. Maddesinde göre vasiyetname ve miras sözleşmelerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunan kimse tasarruf anında ölüme bağlı tasarrufta bulunma ehliyetine sahip değil ise tasarruf iptal edilebilir.

Vasiyetnamede ehliyet şartı olarak ayırt etme gücüne sahip olmak ve 15 yaşını doldurmuş olmak yeterli iken miras sözleşmesinde ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı bulunmama şartı aranır.

  • İrade Sakatlıkları

TMK. m. 504/1 hükmünün birinci cümlesinde Miras bırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruflar geçersiz olacağı belirtilmiş ancak maddenin devamında da miras bırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlama etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılacağı belirtilmiştir.

Bu durumda ölüme bağlı bir tasarruftaki irade sakatlıkları miras bırakanın sağlığında öğrenilmiş ise, miras bırakan bir yıl içinde yaptığı tasarruftan dönebilecektir.

Bu bir yılık süre zarfı geçmiş ancak miras bırakan tasarruftan dönmemiş ise artık miras bırakan öldükten sonra mirasçıları irade bozukluğunu ileri süremeyeceklerdir.

Ölüme bağlı tasarruftaki irade sakatlıkları miras bırakanın sağlığında öğrenilmemiş ise bu durumda mirasçılar süresi  içinde iptal davası açabileceklerdir.

    • Hata (Yanılma)

Hata halinin miras sözleşmeleri ve vasiyetnameler yönünden ayrı ayrı incelenmesi gereklidir.

Vasiyetnamelerde sağlararası tasarruftan farklı olarak yapılan tasarrufla arada illiyet bağı bulunduğu sürece her türlü hatanın iptal sebebi olacağı uygulamada kabul edilmektedir. Vasiyetnamelerde iptal için aranan hatanın esaslı olması gerekmediğine gerekçe olarak vasiyetnamelerin tek taraflı irade açıklaması ile yapılan tasarruflar olduğunu ve korunması gereken bir muhatabın olmadığını gösterebiliriz.

    • Hile (Aldatma)

Vasiyetnamelerde lehine tasarrufta bulunulan kişi, üçüncü kişinin kendi lehine hile yaptığını bilmese bile hile ile yapılan ölüme bağlı tasarruf arasında illiyet bağı olduğu sürece vasiyetnamenin iptali söz konusu olur.

    • Korkutma Veya Zorlama

Vasiyetnamede korkutma ya da zorlama  ile vasiyetnamenin yapılması arasında illiyet bağının bulunması şartıyla, iptal için BK 37 ve 38 hükümlerinde belirtilen şartların bulunması aranmaz.

  • Tasarrufun İçeriği, Bağlandığı Koşullar veya Yüklemelerin Hukuka ve Ahlaka Aykırı Olması

Türk medeni kanunu 557 hükmüne göre ahlaka aykırılıktan söz edilebilmek için ölüme bağlı tasarrufun kendisinin ahlaka aykırı olması gerekir. Miras bırakanın bu ahlaka aykırılığı önceden görmüş olması ve tasvip etmiş olup olmamasının bir önemi yoktur.

Ölüme bağlı tasarruflar hukuka veya ahlaka aykırı ise iptal davası açılması gereklidir.

  • Şekil Noksanlığı

Ölüme bağlı tasarruflarda sağlar arası tasarruflardan farklı olarak şekil kurallarına uyulmaması iptal edilebilirlik sonucunu doğurur. Medeni Kanun 582/3 hükmü bu kuralın istisnasını oluşturur. Bu hükme göre İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.


Vasiyetnamenin İptali Davasında Taraflar

  • Davacı: TMK 558/1 e göre ölüme bağlı tasarrufların iptali davasında davacı sıfatı ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısına aittir.
  • Davalı: İptali istenen tasarrufla davacı aleyhine bir miras hukuku menfaati elde eden kimsedir. Bu kişiler vasiyet alacaklısı, atanan mirasçı, bir yükümlünün lehdarı, kurulan bir vakfın yönetim organı vs. olabilir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Bozucu yenilik doğuran bir hak olan iptal davasında süreler hak düşürücü sürelerdir.

  • Bir yıllık süre: Davacı kişi kendi hak sahipliğini, ölüme bağlı tasarrufu ve iptal nedenini öğrenmesinden itibaren işlemeye başlar.  Davacı bu hususları miras bırakanın ölümünden önce öğrenmiş olsa bile bu bir yıllık süre miras bırakanın ölümünden sonra işlemeye başlar.
  • On yıllık süre: Davalının iyi niyetli olması halinde vasiyetnamelerde vasiyetnamelerin açıldığı tarihten itibaren , miras sözleşmelerinde ise miras bırakanın ölümü ile 10 yıllık süre işlemeye başlar.
  • Yirmi yıllık süre: Davalının kötü niyetli olması halinde on yıllık süre yirmi yıl olarak esas alınır.

İptalin Defi Olarak İleri Sürülmesi

Türk Medeni kanunun 559/2’de  ölüme bağlı tasarrufun ifası için karşı tarafın açtığı davada sakatlık halinin defi olarak ileri sürülebileceği hükme alınmıştır. Ancak daimi defi hakkının kullanılması sakat olan ölüme bağlı tasarrufun ifa edilmemiş olmasına bağlıdır.


Vasiyetnamenin İptali Dava Konusu Ve İspat

Türk medeni kanunun 558/2,3 hükmünde iptal davasının, ölüme bağlı tasarrufun tamamına veya bir kısmına ilişkin olabileceği belirtilmiş ayrıca aynı hükümde İptal davasının, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamını değil, yalnız bu kazandırmaların iptal edileceği de düzenleme altına alınmıştır.

İptal davasında ispat yükü davacıya aittir. Davacı, ölüme bağlı tasarrufun iptalini gerektiren bir sebebin mevcut olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.


Vasiyetnamenin İptali Kararının Etkisi

İptal davası bozucu yenilik doğuran bir davadır. Ölüme bağlı tasarrufun iptalinde karar mirasın açıldığı ana kadar geçmişe etkilidir.

İptal Kararı, Davacı kim ise onun hakkında hüküm ifade edecektir. Davaya müdahil olmayan ancak tasarruftan zarar gören diğer kişileri etkilemeyecektir. Bu bakımdan ölüme bağlı tasarruftan zarar gören diğer kişilerin de iptal davasını açması gerekmektedir. Yine açılan dava aleyhine dava açılan kişiyi bağlayacaktır. Yani iptal davası kime karşı açılmışsa sadece ona karşı hüküm ifade eder.


Vasiyetnamenin İptali Davası İle İlgili Yargıtay Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2009/16930 Esas, 2010/2852 karar sayılı kararında: ‘’Davacılar, dava dilekçesinde; açıkladıkları sebeple, vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini, mümkün olmadığında mahfuz hisseleri oranında tenkis talep etmişlerdir. Mahkemece, vasiyetnamenin iptali talebi reddedildiğinden bahisle tenkis talebine ilişkin dava tefrik edilmiştir. Oysa terditli olarak açılan ve aynı dilekçe ile dava konusu edilen tenkis isteminin iş bu davada bakılıp sonuçlandırılması gerekir. Zira, tenkis davasının tefrik edilmesi ve ayrı bir esasa kaydı davayı uzatacağından; usul ekonomisine aykırılık oluşturur. Bu nedenle, mahkemece verilen tefrik kararı da usul ve yasaya aykırı olup, doğru değildir.’’ Denilmiştir.
  • Yargıtay 7.12.1955 tarihli içtihadı birleştirme kararında ” İptal davası kime karşı açılmışsa sadece ona karşı hükümsüz olur.” denilmiştir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2004/2862 Esas ve 2004/4336 Karar Sayılı Kararında : ‘’Vasiyetname yapılırken murisin ehliyetinin bulunmadığı da ileri sürülerek vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Vasiyetname yapılırken Sağlık Ocağından ehil olduğunu gösteren rapor alınmışsa da, dinlenen davacı tanıkları vasiyetnamenin yapıldığı sırada murisin temyiz kabiliyetinin bulunmadığını ifade etmişlerdir. Vasiyetnamenin yapıldığı anda muris 76 yaşındadır. Tanık sözleri ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek vasiyetin yapıldığı anda murisin ehliyetinin olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp sonucu uyarınca karar verilmesi gerekir’’ denilmiştir.
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2002/4742 Esas ve 2002/5498 Karar sayılı kararında: ‘’Birleştirilerek görülen davalardan ilkinde davacılar; muris tarafından davalı lehine yapılan vasiyetnamenin iptali olmazsa tenkis, öteki 1999/137 esas sayılı dosyada ise, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak iptal ve tescil istemişlerdir. Mahkemece bir süre birleştirme hususu, usul yasasına uygun kabul edilmiş ve bu doğrultuda işin esasının incelenmesine başlanmıştır. Hemen belirtilmelidir ki, davaların nitelikleri ve ileri sürülen iddiaların içerikleri dikkate alındığında, birleştirmenin usule aykırı olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Esasen miras bırakanın sağlığında yaptığı vasiyetnamenin akıbetini belli etme ve tapudaki temliki işleme etkisini ortaya koyma yönünden, davaların birleştirilerek görülmesinde ve sağlıklı bir çözüme ulaşılmasında hukuki yarar vardır. Hal böyle olunca, davaların ayrılması (tefrik) kararından vazgeçilerek (rucu edilerek) birleştirilmiş şekli ile esasının incelenmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsizdir. Bilindiği üzere usule ilişkin düzenlemeler, kamu düzeniyle doğrudan bağlantılı olup, uygulamanın her aşamasında (temyiz aşaması dâhil) resen gözetilmesi zorunlu kurallardır ‘’ denilmiştir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2009/9105 Esas 2009/10585 Karar sayılı kararında : ‘’Kural olarak, ölüme bağlı tasarrufun iptali davasını mirasçıların birlikte açma zorunluluğu bulunmamaktadır (TMK. md.558). Diğer bir ifade ile her bir mirasçı kendi yönünden tek başına vasiyetnamenin iptalini isteyebilir. Bu durumda iptal davasını açmayan mirasçılar yönünden, vasiyetname, geçerliliğini korur. Bir kısım mirasçının açtığı vasiyetnamenin iptali davasında, diğer mirasçıları da kapsayacak içerikte iptal hükmünün kurulması doğru olmadığı gibi bu şekildeki bir karar davanın tarafı olmayan kişiler yönünden bağlayıcı bir sonuç ta doğurmaz (bkz. Yargıtay 2.H.D.20.03.2001 gün ve 551 E. 4158 K. sayılı ilamı). Sonuç itibari ile; ölüme bağlı tasarrufun iptaline yönelik karar, ancak, davanın tarafları yönünden hukuki etki gösterir.’’ denilmiştir.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990/2-346 Esas, 1990/586 karar sayılı Kararında : ‘’Vasiyetnamenin yorumunda gözönünde bulundurulması gereken kurallardan biri; ölüme bağlı tasarrufun geçerliliğini üstün tutan Favor Testemanti prensibi, diğeri de yorumun kanuni mirasçılık yararına yorumlanması ilkesidir. Bunlara göre miras bırakanın ölüme bağlı tasarruflarını iptalden çok muhafaza etmek vasiyetçinin arzu ve iradesine daha uygun düşer’’ denilmiştir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2007/2204 Esas, 2007/3809 Karar sayılı kararında : ‘’Ehliyetsiz kişilerin yaptığı vasiyetnameler kendiliğinden batıl olmaz. Mirasçılar vasiyetname geçersiz de olsa; miras bırakanın son arzularına saygı duyup, vasiyetnameye geçerlik tanıyabileceklerinden dava açılıp, iptal hükmü alınmadıkça bu vasiyetnameler geçerliliklerini korurlar. Dava yoluyla ölüme bağlı tasarrufun iptalini isteyebilmek için, dava tarihinde mirasçılık sıfatının kazanılmış olması şarttır. Vasiyetçi hayatta olduğu sürece, mirasçılar vasiyetnamenin iptali için dava açamazlar.’’ denilmiştir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Türk  Medeni Kanununun 576. maddesinin 2. fıkrasına göre, iptal davasında yetkili mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesidir.

Görevli mahkeme ise HMK. m.2 ’ye göre Asliye Hukuk Mahkemesidir.


Vasiyetnamenin İptali Davası Mahkeme Masrafları

Vasiyetnamenin iptali davaları nispi harca tabi dava türlerindendir. Bu nedenlerle dava masrafları iptali istenen dava konusu taşınır ya da taşınmaz malin değerine göre ölçülür. Dava masrafları hakkında hesaplama yapmak için masraf tarifesi sayfamızı incelemenizi tavsiye ederiz.


Vasiyetnamenin İptali Davası Avukat Vekalet Ücretleri

Yukarıda belirtiği gibi vasiyetnamenin iptali davaları nispi nitelikli davalardandır. Bu nedenler avukat masrafları da iptali istenen dava konusu malın değerine böre belirlenecektir. Avukat masrafları hakkında hesaplama yapmak için avukat ücret tarifesi başlıklı yazımızın incelenmesini tavsiye ederiz.