Ölüme bağlı tasarruf, miras bırakanın sağlığında yapmış olduğu iki taraflı ve tek taraflı işlemlerle tereke üzerindeki tasarruf işlemleridir. Miras bırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir.

Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal mirasçılarına kalır. Miras bırakan ölümünden sonra sonuç doğurmak üzere bu tasarruflarda bulunabilir.

Ancak söz konusu tasarrufların kullanımı saklı pay miktarı ile sınırlandırılmıştır. Şöyle ki miras bırakan, yasal mirasçılarının saklı payları dışında kalan kısım için miras sözleşmesi yapabilir ve vasiyetname düzenleyebilir.

Eğer miras bırakan herhangi bir ölüme bağlı tasarrufta bulunmazsa, tasarruf etmediği kısım da yasal mirasçılarına kalır.

Ölüme bağlı tasarruflar çeşitleri ve ölüme bağlı tasarruf çeşitleri ayrı ayrı belirlenmektedir.

Ölüme bağlı tasarruf çeşitleri ise, Mirasçı Atama, Belirli Mal Bırakma, Yedek Mirasçı Atama, Artmirasçı Atama, Vakıf ve Miras Sözleşmesi olarak 6 ana başlığa ayrılabilir.

Ölüme bağlı tasarruf şekilleri, vasiyetname ve miras sözleşmesi olarak belirtilmiştir.

Ölüme bağlı tasarruflar ve tasarruf edilebilir kısımların doğru tayin edilmesi miras hukukunun en önemli konusunu oluşturmaktadır.

Bu nedenlerle öncelikle Miras Hukuku konulu yazının incelenmesini tavsiye ederiz.


Ölüme Bağlı Tasarruf Çeşitleri

Türk medeni Kanununun 514. maddesine göre miras bırakan tasarruf hürriyetinin sınırları altında tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.

Kanunun maddesinden miras bırakanın bunu çeşitli yollarla kullanabileceği gösterilmiştir.

Ölüme bağlı tasarruf çeşitleri, Mirasçı Atama, Belirli Mal Bırakma, Yedek Mirasçı Atama, Artmirasçı Atama, Vakıf ve Miras Sözleşmesi olarak 6 ana başlığa ayrılabilir.


Koşullar ve Yüklemeler

Miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufunu belirli şart ve yükümlülüklere bağlayarak yaptığı ölüme bağlı tasarruf çeşididir.

TMK m 515 : Miras bırakan, ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlayabilir.

Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir. Buna karşılık hukuka veya ahlâka aykırı şartlar ait oldukları işlemi geçersiz kılmaktadır.

Buna karşılık hukuka veya ahlaka aykırı olmamakla birlikte anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler ise hiç yazılmamış sayılırlar.

Ve bu koşulu yerine getirmemek mirasın intikalinde bir engel teşkil etmeyecektir.

Bu maddede miras bırakanın söz konusu ölüme bağlı tasarrufunu bir şarta bağlayabileceğinden bahsedilmiştir. Borçlar hukukundan hareketle bu şartların iki tür olabileceğini görmekteyiz. Bunlar bozucu şart ve geciktirici şarttır.

Bozucu şartın gerçekleşmesiyle, baştan hüküm ve sonuçlarını doğuran tasarruf sona ererken, geciktirici şartta tasarrufun sonuç doğurması için bir olayın ya da olgunun gerçekleşmesi beklenir.

Maddenin 2. Ve 3. Fıkralarında bu tasarrufların hangi durumlarda geçersiz olacağından bahsedilmiştir.

Uygulamada ortaya çıkabilecek aykırılıkları önlemek adına murise bu tasarrufu yaparken sınırsız bir özgürlük tanınmamıştır, böylece tasarrufa ilişkin yüklemelerin hukuka ve ahlaka aykırı olmasının önüne geçilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2005/4530 Esas ve 2005/9190 Karar sayılı kararındaMedeni Kanununun 515. maddesi; miras bırakanın ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir kuralını getirmiştir. Miras bırakan vasiyetnamesinde hissedarı bulunduğu 113 ada 1. parsel taşınmazını ileride imar uygulaması sonucu, parselesyon yapıldığında oluşacak parsellerden bir parselini ( bir ev yerini ) davalı Necdet’e vasiyet etmiştir. Vasiyet geciktirici şarta bağlanmıştır. Bu şart vasiyetin geçersizliğine sebep teşkil etmez. Açıklanan husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” denilmiştir.


Mirasçı Atama

Bir kişinin ve kişilerin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması olarak değerlendirilmektedir.

TMK m 516 : Miras bırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir.

Kanun koyucu murise kendi iradesi ile mirasçı atama hakkı vermiştir. Atanan bu mirasçı, yasal mirasçı ile aynı statüde yer alacaktır. Tüm hak ve borçlardan yasal mirasçılarla birlikte, atanmış mirasçı da müteselsil olarak sorumlu olacaktır.


Mal Vasiyetine Bulunma

Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.

TMK m 517 : Miras bırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir.

Bırakılan belirli mal terekede bulunmadığı takdirde, tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı tasarrufu yerine getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulurlar. Bu madde ile yapılan düzenlemede, murise mirasçı atamadan da yasal mirasçılar dışında bir şahsa bir takım kazandırmalar yapabilme imkânı vermiştir. Bu kazanımların neler olabileceği maddenin ikinci fıkrasında sayılmıştır.

Ayrıca kazandırmaya konu malın murisin ölüm tarihinde terekede bulunmaması durumunda da, bu kazandırmayı yerine getirecek kişinin borçtan kurtulacağı belirtilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2010/174 Esas ve 2010/1228 karar sayılı kararındaVasiyet Alacaklısı Varsa Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisine Yoksa Yasal ve Atanmış Mirasçılara Dava Açarak Şahsi Hak Talebinde Bulunabileceği, Davada Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisi Bulunmadığına Göre Davanın Yasal veya Atanmış Mirasçılarına Karşı Yöneltilmesi Gerektiği, Vasiyet Alacaklısı Varsa Vasiyeti Yerine Getirme Görevlisine Yoksa Yasal ve Atanmış Mirasçılara Dava Açarak Şahsi Hak Talebinde Bulunabileceği” belirtilmiştir.

TMK’nın 517. maddesine göre, miras bırakan, bir kimseye, onu mirasçı atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir.

Vasiyet alacaklısı kişisel ( şahsi ) talep hakkına sahiptir.

TMK m 518 : Bırakılan belirli mal, mirasın açılması anındaki durumuyla teslim olunur; yarar ve hasar, mirasın açılması anında kendisine belirli mal bırakılana geçer.

Tasarrufu yerine getirme ile yükümlü olan kimse, mirasın açılmasından sonra bırakılan belirli mala yaptığı harcamalar ve mala verdiği zararlardan dolayı, vekâletsiz iş görenin haklarına sahip ve borçlarıyla yükümlü olur.

Miras bırakanın ölümü ile tereke açıldığında tasarrufu yerine getirmekle görevli kişi, tasarrufa konu malı hak sahibine teslim etme borcu altınadır. Ayrıca mala yaptığı harcamaları isteme hakkına sahip olduğu gibi mala zarar vermesi durumunda da bu zararı gidermekle yükümlüdür.

TMK m 519 : Tereke mevcudunu veya tasarrufu yerine getirme yükümlüsüne yapılan kazandırmayı ya da saklı payı zedeleyen tasarrufların orantılı olarak tenkisi istenebilir.

Tasarrufu yerine getirme yükümlüsü, mirasçılığı veya kendisine bırakılan kazandırmayı reddetmiş ya da miras bırakandan önce ölmüş veya mirastan yoksun kalmış olsa bile tasarruf yürürlükte kalır; yerine getirme borcu, bu durumlardan yararlananlara geçer.

Yasal veya atanmış mirasçı, mirası reddetmiş olsa bile lehine yapılmış bir tasarrufun yerine getirilmesini isteyebilir. Burada belirli bir mal bırakmaya ilişkin olarak terekede belli kazanım ve saklı payların zedelenmesi durumunda tenkisin gündeme gelebileceği belirtilmiştir. Yani kanun koyucunun terekeye ilişkin çizdiği sınırlara yapılan her türlü tecavüz tenkis ile giderilebilecektir. Maddenin ikinci fıkrasında söz konusu kazanım muhatabının, kazandırmaya erişemediği durumda dahi tasarrufun geçerliliğini koruyacağı ve söz konusu tasarrufta yerine getirme borcunun bu durumdan yaralanana geçeceği belirtilmiştir.


Yedek Mirasçı Atama

Miras bırakanın atadığı mirasçının veya belirli bir mal bırakılan kişinin miras bırakandan önce ölmesi veya mirası reddetmesi hâlinde ölen kişinin onun yerine geçmek üzere bir veya birden çok kişiyi yedek mirasçı olarak atayabilir.

Muris ölüme bağlı tasarrufla mirasçı atayabilir. Ancak atadığı mirasçı herhangi bir sebeple miras payına kavuşamayabilir. Bu sebepler; atanmış mirasçının miras bırakandan önce ölmesi, mirası reddetmesi şeklinde olabileceği gibi başka şekillerde de olabilir. Miras bırakan bu gibi durumların gerçekleşmesi ihtimaline karşı yedek mirasçı atayabilir.

Ayrıca yedek mirasçı atamayı terekenin tamamı yerine belirli bir mal bırakma şeklinde de yapabilir.


Art Mirasçı Atama

Kanun koyucu burada murise, art arda ve sıralı olmak üzere birden çok mirasçı atama hakkı tanımıştır. Yani muris atadığı mirasçıdan sonra söz konusu terekeye kimin mirasçı olacağına da karar verebilmektedir. Murisin tasarrufu doğrultusunda ön mirasçının, mirası art mirasçıya devri bir süreye bağlanabileceği gibi, ön mirasçının ölümü ile de gerçekleşebilir. Bu durum belli bir malın bırakılması durumunda da uygulanabilir.

Murisin belirlediği ön mirasçı yine muris tarafından, mirası art mirasçıya devretmekle görevlendirilebilir, ancak art mirasçıya böyle bir görev yüklenemez.

TMK m 521 : Miras bırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla ön mirasçı atadığı kişiyi mirası art mirasçıya devretmekle yükümlü kılabilir.

  • Art Mirasçıya Geçiş

Miras Bırakanın tasarruf işleminde art mirasçıya geçiş için ayrıca bir şart kararlaştırılmadıkça miras, ön mirasçının ölümüyle art mirasçıya geçer. Tasarrufta geçiş anı gösterilmiş olup ön mirasçının ölümünde bu an henüz gelmemişse miras, güvence göstermeleri koşuluyla ön mirasçının mirasçılarına teslim edilir. Mirasın art mirasçıya geçmesine herhangi bir sebeple olanak kalmadığı anda miras, ön mirasçıya; ön mirasçı ölmüşse onun mirasçılarına kesin olarak kalır. Ön mirasçı yükümlülüğü gereği mirası art mirasçıya geçirmeden önce ölürse, söz konusu miras ancak güvence göstermeleri koşuluyla ön mirasçının mirasçılarına teslim edilir. Burada mirasçılar, aynı ön mirasçı gibi yükümlülük altındadır. Eğer mirasın art mirasçıya geçmesi ihtimali ortadan kalkarsa, miras tamamen ön mirasçının mirasçılarına, sağ olması durumunda ad ön mirasçının kendisine kalır.

  • Güvence

Miras bırakan açıkça bağışık tutmadıkça, mirasın ön mirasçıya teslimi onun güvence göstermesine bağlıdır. Taşınmazlarda bu güvence, yeterli görüldüğü takdirde mirası geçirme yükümlülüğünün tapu kütüğüne şerh verilmesiyle de sağlanabilir. Ön mirasçı güvence göstermez veya art mirasçının beklenen haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen yönetimine karar verilir. Burada bir önceki maddeden farklı olarak güvencenin taşınmazlarda nasıl sağlanacağı ve hangi durumda mirasın yönetimine karar verilebileceği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2005/12912 Esas 2005/16349 Karar Sayılı KararındaMiras bırakanın torununa vasiyet yoluyla kazandırdığı 1/4 hisse yönünden lehdar torun miras bırakanın ölümünde sağ olduğundan kazandırma konusu 1/4 hisse ile ilgili davacı torun mirasçılarının vasiyetin yerine getirilmesi davasının kabulü gerekirken, bu hisse yönünden de davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.” denilmiştir.

Kanun koyucu burada yine, atanmış mirasçılardan olan ön mirasçının, mirasa ancak art mirasçıya devretmek koşulu ile sahip olabileceğinin üzerinde durmuştur. Ancak daha önce de belirtildiği gibi Art mirasçı, söz konusu mirasın geçişinden önce ölürse ve aksine bir hüküm yoksa miras artık tamamen ön mirasçıya kalacaktır.

Tüm bunlara bakıldığında, ölüme bağlı tasarruflarda taraf iradesinin esas olması sebebiyle, kanun koyucu yaptığı düzenlemelerde, aksinin taraf iradesiyle kararlaştırabileceği durumunu özellikle belirtmiştir. Ön mirasçı, mirası atanmış mirasçılar gibi kazanır. Ön mirasçı, mirasa art mirasçıya geçirme yükümlülüğü ile sahip olur. Art mirasçı, mirası belirlenmiş olan geçiş anında sağ ise kazanır. Art mirasçı geçiş anından önce ölmüşse, tasarrufta aksi öngörülmüş olmadıkça, miras ön mirasçıya kalır. Ön mirasçı miras bırakanın ölümünde sağ değilse veya mirastan yoksun kalmışsa ya da mirası reddederse, miras art mirasçıya geçer.


Vakıf

Miras bırakanın tenkise tabi olmayan kısımların tamamı veya bir bölümünü özgülerek ölüme bağlı tasarrufla vakıf kurabilir. Buna karşılık vakıf, ancak kanun hükümlerine uyulmak koşuluyla tüzel kişilik kazanır.

TMK m 526 : Miras bırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının tamamını veya bir bölümünü özgülemek suretiyle vakıf kurabilir.

Miras hukukunda tasarruf özgürlüğünün sınırını oluşturan saklı pay konusu burada tekrar gündeme gelmiştir. Miras bırakanın ölüme bağlı tasarruf ile bir vakıf kurması mümkündür ancak bunun için vakfa özgülenecek sermaye, tasarruf edilebilir kısımdan yani saklı pay dışında kalan kısımdan kullanılabilir. Maddenin ikinci fıkrasında vakfın tüzel kişilik kazanmasından bahsedilmiştir.

Bir vakfın kendisine tahsis edilen malvarlığı değerine kavuşabilmesi için, tüzel kişilik kazanması gerekir. Yine tüzel kişiliğin kazanılması için vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesinde tutulan sicile tescili gerekir. Medeni Kanunun üçüncü bölümünde yer alan 102. Maddede vakıfların kuruluşuna ilişkin esaslara yer verilmiştir. Buna göre; vakfın ölüme bağlı tasarrufla kurulması halinde ilgililerin veya vasiyetnameyi açan sulh ceza hâkiminin bildirimi ile, eğer bunlar tarafından bildirim yapılmamışsa Vakıflar Genel Müdürlüğünce bizzat yapılan bildirim ile vakıf kurulur.


Miras Sözleşmesi

Ölüme bağlı tasarruflardan olan miras sözleşmesi kanunda iki çeşit olarak öngörülmüştür. Bunlar olumlu miras sözleşmeleri ve olumsuz miras sözleşmeleridir(Mirastan Feragat Sözleşmesi). Yine bunlar kendi içinde, niteliklerine göre ayrılmaktadır.

Tek Taraflı Miras Sözleşmeleri : Burada sadece bir tarafın tasarrufu ile ölüme bağlı tasarruf gerçekleşmektedir. Diğer tarafı ya da 3. Kişiyi mirasçı atamak veya onlara bir mal bırakmak şeklinde olabilir.

İki Taraflı Miras Sözleşmeleri : İki tarafında karşılıklı iradesiyle yapılan bir ölüme bağlı tasarruf söz konusudur.

İvazlı ve İvazsız Miras Sözleşmeleri : Burada da yapılan miras sözleşmesinde karşılıklı kazanım durumunun söz konusu olmasına göre ivazlı ve ivazsız olarak nitelendirilmektedir.

I. Olumlu miras sözleşmesi

Olumlu miras sözleşmesinde dikkat çeken husus, miras payı veya belli bir malın miras sözleşmesi tarafı olmayan bir 3. Kişiye bırakılabiliyor olmasıdır. Yine miras bırakan burada sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğüne uymalı ve saklı paya herhangi bir müdahalede bulunmamalıdır. Aksi halde hak sahiplerinin itirazı gündeme gelebilecektir.

TMK m 527 : Miras bırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya belirli malını sözleşme yaptığı kimseye ya da üçüncü bir kişiye bırakma yükümlülüğü altına girebilir.

Miras bırakan, malvarlığında eskisi gibi serbestçe tasarruf edebilir; ancak, miras sözleşmesindeki yükümlülüğü ile bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına itiraz edilebilir.

II. Mirastan feragat sözleşmesi

TMK m 528 : Miras bırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Miras bırakan, mirasçısı ile karşılıklı bir kazanım neticesinde (ivazlı) mirasçısının mirasçılığına son veren bir sözleşme yapabilir.

Bu olumsuz miras sözleşmesi ya da mirastan feragat sözleşmesi olarak adlandırılır. Bu sözleşmenin muhakkak ivazlı olması gerekmemektedir. Sonuç olarak yapılan sözleşme neticesinde mirasçı, mirasçılık sıfatını kaybedecektir.

Maddenin 3. Fıkrasında mirastan feragatin altsoya etkisinden bahsedilmiştir. Burada yapılan sözleşmenin ivazlı ya da ivazsız olması bakımından bir farklılık söz konusudur. İvazlı feragat sözleşmesinde taraflar aksini belirtmedikçe, feragat edenin alt soyu da mirasçılık sıfatını kaybederken, ivazsız feragat sözleşmelerinde mirasçının alt soyu bu sözleşmeden etkilenmeyecek ve altsoy mirasçılığı devam edecektir.

TMK m 529 : Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, feragat hükümden düşer.

Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, feragat yine hükümden düşer. Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi ya da mirasçı lehine yapılabilmektedir. Bu maddede de lehine feragat yapılmış olan kişinin mirasçılık sıfatını kaybetmesi durumunda, sözleşmenin kendisine sağlayacağı bir fayda kalmadığından feragatin hükümden düşeceği belirtilmiştir.

Ancak sözleşme bir kişi lehine yapılmamışsa ve bu pay üzerinde bir tasarrufta bulunulmamışsa, söz konusu feragat, feragat edenin en yakın ortak kökün alt soyu lehine olduğu kabul edilir.

TMK m 530 : Mirasın açılması anında tereke, borçları karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde miras bırakandan almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar.

Tereke borçları mirasçılar tarafından veya terekeden karşılanamıyorsa, ivazlı feragat mirasçısı, ölüme kadar son 5 yıllık kazanımı tutarında, alt soy mirasçıları ile birlikte tereke borcundan sorumludur.


Ölüme Bağlı Tasarruf Şekilleri

Ölüme bağlı tasarruf şekilleri Türk Medeni Kanununun 531 ve devamı maddelerinde gösterilmiştir. Ölüme bağlı tasarruflar vasiyetname veya miras sözleşmesi şeklinde yapılabilmektedir.

Vasiyetname ise Resmi Vasiyetname, El Yazılı Vasiyetname ve Sözlü Vasiyetname olarak 3 şekilde gerçekleştirilebilir.


Resmi Vasiyetname

Sulh Mahkemesi Hakimi, Noter, Resmi Memur veya kendisine bu yetki verilmiş bir görevli önünde iki tanığın katılımıyla düzenlenen vasiyetnamedir.

Vasiyetçinin okur yazar olmadığı durumlarda (MK 535. Md.) vasiyetname iki tanığın huzurunda vasiyetçiye okunur ve okunan metnin vasiyetçinin son arzusuna ve iradesine uygun olduğunu gene bu iki şahit huzurunda teyit etmesi, tanıkların da vasiyetin kendileri huzurunda vasiyetçiye okunduğunu beyan etmeleri zorunludur. ( Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2003/3392 Esas ve 2003/4805 Karar sayılı Kararı)

Medeni Kanunun 532, 533, 534, 535 ve 536. maddelerinde gösterilen hükümlere aykırı vasiyetnamenin iptali için dava açılması mümkündür.

Resmi Vasiyetname Düzenlenmesinde Tanık Olabilme Şartları Şunlardır:

  • Okur Yazar Olmaları
  • Fiil Ehliyetine Sahip Olmaları,
  • Ceza Mahkemesi Kararıyla Kamu Hizmetinden Yasaklı Olmamaları,
  • Miras Bırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısmı, kardeşi, kardeş eşleri olmamaları,gerekir.

El Yazılı Vasiyetname

Başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısı ile yazılmış ve imzalanmış olması ve yazıldığı tarihin gün, ay ve yıl olarak gösterilen vasiyetnamelerdir.

El Yazılı Vasiyetnamede “Tanzim Yeri” bir geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmıştır.

Yani tanzim yeri yazılmasa dahi yazılı vasiyetname diğer koşullarda bir eksiklik yoksa geçeçrlidir. ( Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2004/10339 Esas ve 2004/10661 Karar Sayılı Kararı )


Sözlü Vasiyet

Olağanüstü durumlarla sınırlı olmak üzere, sözlü vasiyete geçerlilik tanındığı durumlar vardır. Bu olağaüstü haller şunlardır:

  • Ölüm Tehlikesi Hali
  • Ulaşımın Kesilmesi
  • Hastalık
  • Savaş
  • Ve Benzeri Olağanüstü Durumlar

nedeniyle resmi ve el yazılı vasiyetname yapılamaması gerekir.

Bu halde mirasbırakan son arzularını ve iradesini iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler.

Resmi vasiyetnamede bulunan okur yazar olma şartı sözlü vasiyetnamede bulunmamaktadır. Buna rağmen bu tanıklar hakkında da 536. maddesindeki diğer şartlar geçerliliğini korumaktadır.

Tanıklardan biri sözlü vasiyetnameyi yazar ve diğerine imzalatır. En kısa zamanda da söz konusu belgeyi bir sulh veya asliye mahkemesine verirler. Dilekçeleri ile birlikte mirasbırakanın vasiyetname yapmaya ehil gördüklerini ve vasiyetçinin son arzularının olağanüstü durum içerisinde kendilerine anlattıklarını hakime beyan ederler.