Terekenin Tespiti Davası, miras bırakanın mal varlığından emin olunmadığı durumlarda, mirasçının ne kadarlık bir mirası kaldığının anlaşılması için açılması gereken bir dava türüdür. Bunun dışında ölüme bağlı tasarruflarda bir adaletsizliğe sebebiyet verilip verilmediğinin anlaşılmasını da sağlamaktadır. Terekenin tespiti davası, Mirasçıların miras bırakanın tüm malvarlığının tam ve doğru bir şekilde tespit edilmesi amacıyla açtığı delil tespiti niteliğindeki davadır. Mirasçılar bu davayı terekeye ilişkin herhangi bir hak kaybına uğramamak adına açar.

Terekenin tespiti davasında mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir.

Terekenin Tespiti Davası hakkında bilgi sahibi olmak için bir temele sahip olunması gerektiğinden öncelikle Miras Hukuku başlıklı yazımızın okunmasını tavsiye ederiz.


Tereke Nedir ?

Bir kimsenin ölümünden önceki maddi malvarlığını oluşturan unsurlar, o kimsenin ölümünden sonra terekesini oluşturur. Ölenin şahsına bağlı hak ve alacakların ise terekeye dahil edilebilmesi söz konusu değildir. Özetle tereke kural olarak ölenin malvarlığına eşittir.


Terekenin Tespiti Davasının Kanuni Dayanağı

Koruma Önlemi olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkin Türk Medeni Kanununun 589. ve devamı maddelerinde düzenlemeler bulunmaktadır.


Terekenin Tespiti Davasının Tarafları

Mirasçılardan her biri terekenin tespiti davası açabilir. Tek bir mirasçının talepte bulunması davanın açılması için yeterli olacaktır. Mirasçıların birlikte hareket etme zorunluluğu bulunmamaktadır.


Terekenin Araştırılması ve Hesaplanması Nasıl Gerçekleşir?

Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir.


Terekenin Tespiti Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Terekenin tespiti davası bir çekişmesiz yargı işidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 383.maddesinde belirtildiği üzere çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme aksine bir hüküm yoksa Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Yetkili mahkeme konusunda Türk medeni kanunu 576. Maddesinde belirtildiği üzere terekenin tespiti davası miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesinde açılacaktır.


Terekenin Tespiti Davası İle İlgili  Yargıtay Kararları

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/13009 Esas ,2014/17643 Karar sayılı kararında”..Tereke tespiti davaları delil tespiti niteliğinde olup, istihkak davası niteliğinde değildir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken iş terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere geçirmek, bunlardan muhafazası mümkün olmayanlar varsa satıp paraya çevrilmesini sağlamak ve menkuller için de para, döviz vb. varsa bunları tereke malvarlığı olarak bankaya yatırmak; altın vb. ziynet eşyaları varsa bunları tereke mahkemesi kasasına alıp kaydetmek; diğer eşyaları ise ilgilisine veya üçüncü bir kişiye yediemin sıfatıyla teslim etmek ve böylece tespit edilen eşyaları kararda göstermekten ibarettir. Mirasçıların tamamının oluru alınmak suretiyle tereke malvarlığı unsurlarının bir kısmının veya tamamının bir mirasçıya teslimi de mümkündür. Mirasçıların tamamının oluru alınmadan terekenin paylaştırılması sonucunu doğuracak şekilde karar verilemez. Kuşkusuz bu şekilde tereke emanet hesabına alınan malvarlığı unsarlarının terekeye dahil olmayıp kendisine ait olduğu iddiasıyla her bir mirasçının istihkak davası açma hakkı mevcut olup; dava başarıya ulaştığı takdirde mirasçının o malvarlığı unsurunu tereke mahkemesinin kendisine teslimini istemesi imkan dahilindedir..” demiştir.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/4790 Esas,  2016 / 4296 Karar sayılı kararında”.. mahkemece; öncelikle mirasbırakanın terekesi (temlik içi – temlik dışı), taraf vekillerinin beyanına da başvurularak belirlenmeli (HMK. md. 31), tereke kapsamındaki taşınır – taşınmaz mal varlığı hakkındaki bilgi, belge ve kayıtlar dosyaya celbedilmeli, ondan sonra bu ilkeler esas alınarak, tenkis konusunda uzman bilirkişiden yukarıda belirtilen hususları da karşılayacak nitelikte rapor alınarak ,net tereke hesabı üzerinden sabit tenkis oranı belirlemek gerekir..” demiştir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2003/5672 Esas ve 2003/8996 Karar sayılı kararında “Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften, belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir (MK.454). Miras bırakanın Medeni Kanunun 453. maddesinde belirlenen mahfuz hisseye tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı paylan zedeleme kastının varlığından söz edilemez.” demiştir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2004/15828 Esas ve 2005/1411 karar sayılı kararında “Terekenin tedbir mahiyetindeki tesbit istemi süreye bağlı değildir. Her an için tesbit istenebilir. Bu yön nazara alınmadan tesbit isteğinin de bir aylık sürenin geçtiğinden bahisle ret edilmesi doğru değildir.” Demiştir.
  • Yargıtay 14. Hukuk dairesi 2016/6394 Esas ve 2019/5096 Karar sayılı kararında “Dava, Türk Medeni Kanununun 589. ve devamı maddelerinde yer olan “koruma önlemi” olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır” demiştir.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/10189 Esas 2017/2637 Karar sayılı kararında “Ortaklığın giderilmesi davası, çekişmeli olarak görülürken terekenin tespiti talebi, çekişmesiz yargı işidir. Ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili iken, terekenin tespiti davasında miras bırakanın yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Ortaklığın giderilmesi davası sonucunda verilen hüküm, nihai hüküm niteliğinde olmasına karşın terekenin tespiti davası sonucunda verilen hüküm, tedbir niteliğinde olup nihai hüküm teşkil etmez.” demiştir.
  • Yargıtay 20. Hukuk dairesi 2019/5958 Esas, 2019/7623 Karar sayılı kararında “Her ne kadar mirasbırakanın yerleşim yerinin tespit edilememiş olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş ise de tereke tesbiti istemli davalarda terekenin mevcudunun bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 43. maddesinde “Mirasa ilişkin davalar ölenin Türkiye’deki son yerleşim yerindeki mahkemesinde, son yerleşim yerinin Türkiyede olmaması halinde terekeye dahil malların bulunduğu yer mahkemesinde görülür” hükmü uyarınca yetkisizlik kararı verilerek dosya merci tayini için Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 13/05/2019 gün ve 2019/1831 – 2019/3396 E.K. sayılı kararı ile “…. Mahkemesi’nin yargı yeri olarak belirlenmesine” karar verilmiştir.” demiştir.
  • Yargıtay 1. Hukuk dairesi 2017/4289Esas 2020/1508 Karar sayılı kararında, “..davacının saklı payına tecavüz edilip edilmediği, terekenin tespiti ile mümkün olacağı halde, açılan terekenin tespitine ilişkin davanın sonucunun beklenmemesi de isabetsizdir..” demiştir.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi  2016/10586 Esas, 2019/5233 Karar sayılı kararında “Davacının defter tutulmasına dair isteği, Türk Medeni Kanununun 619. maddesinde düzenlenen mirası kabul veya redde esas olmak üzere “resmi defter tutma” değil, aynı Kanunun 589. ve devamı maddelerinde yer olan “koruma önlemi” olarak ölüm tarihi itibariyle terekeyi oluşturan unsurları belirlemek, böylece olası ihtilaflarda başvuru kaynağı oluşturmak, bu sayede terekenin içeriği ile ilgili ölüm anındaki durumu öğrenme imkanını elde etmeye yönelik olarak terekede bulunan mal ve hakların tespitine ilişkindir. Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi, kural olarak bir süreye bağlı olmayıp, bu önlemin alınması olanaksız veya yararsız hale gelmedikçe tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Çünkü, koruma önlemi olarak terekenin tespiti işleminin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara bir etkisi bulunmamaktadır.” demiştir.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2019/767 Esas, 2019/6749 Karar sayılı kararında “Mirasın hükmen reddine ilişkin açılan davada, ölüm tarihi itibariyle terekenin açıkça borca batık olup olmadığı ve mirasçıların terekeyi kabul anlamına gelen işlemler yapıp yapılmadığının araştırılması gerekmektedir. TMK gereğince mirasın hükmen reddine ilişkin talepler, süreye tabi değildir. Murisin ödemeden aczi ölüm tarihine göre belirlenecek olup ölüm tarihi itibariyle murisin malvarlığı terekenin aktifini tüm borçları ise terekenin pasifini oluşturacaktır. Mahkeme tarafından terekenin borca batık olup olmadığı araştırılmalıdır. İcra takibi sonrasında aciz vesikası düzenlenmiş ise terekenin borca batık olduğu kabul edilecektir. Yargıtayın ilgili dairesi tarafından terekenin benimsendiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacının kendi iradesiyle terekeyi benimseyip benimsenmediği araştırılmamıştır. Bu nedenle karar düzeltme talebi kabul edilmiştir.” demiştir

Terekenin Tespiti Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Terekenin tespiti işlemi, miras bırakanın ölümünden sonra kural olarak herhangi bir hak düşürücü süreye veya bağlı olmadığından “Hukuki Yarar” bulunduğu müddetçe her zaman ileri sürülebilecektir.


Terekenin Tespiti Davasında Mahkeme Masrafları

Terekenin tespiti davaları maktu harca tabi dava türlerindendir. Bu nedenlerle dava masrafları iptali istenen dava konusu taşınır ya da taşınmaz malin değerine göre ölçülmez. Buna rağmen araştırılacak mal varlığını alanlarının genişliğine ve koruma tedbirlerine göre dosya masrafları da artacaktır. Dava masrafları hakkında hesaplama yapmak için masraf tarifesi sayfamızı incelemenizi tavsiye ederiz.


Terekenin Tespiti Davasında Avukat Vekalet Ücretleri

Yukarıda belirtiği gibi terekenin tespiti davaları maktu harca tabi davalardandır. Bu nedenlerle (genel olarak) avukat masrafları tespit edilen dava konusu terekenin değerine göre belirlenmeyecektir. Buna karşılık terekenin tespiti ile tasfiyenin de yapılması yönünde anlaşma yapılmış ise bu davalarda da tereke değerine göre avukatlık ücreti hesap edilecektir.

Avukat masrafları hakkında hesaplama yapmak için avukat ücret tarifesi başlıklı yazımızın incelenmesini tavsiye ederiz.