Miras Sebebiyle İstihkak Davası, mirasçının mirasın açılmasından sonra terekenin tümü yahut bazı tereke unsurlarının fiilen zilyetliğini elde edemediği takdirde zilyetliği elinde bulundurana karşı açacağı eda davasına denir.

Bu davanın konusunu oluşturan malın davalı tarafından elden çıkarılması durumunda bunun yerine elde edilen karşılık davanın konusunu oluşturacaktır. Bu davada hakim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer.

Bu dava türü ile ilgili bilgi sahibi olmak için bir temele sahip olunması gerektiğinden öncelikle Miras Hukuku başlıklı yazımızın okunmasını tavsiye ederiz.


Miras Sebebiyle İstihkak Davasının Kanuni Dayanağı

Miras sebebiyle istihkak davası Türk Medeni Kanunumuzun 637-639 hükümleri arasında düzenlenmiştir.


Mülkiyet Hakkına Dayanan İstihkak Davası İle Farkları

Miras sebebiyle istihkak davası öncelikle mirasçılık sıfatına bağlı olması ve bundan doğması nedeniyle Türk Medeni Kanunu 683. maddesindeki mülkiyet hakkına dayanan istihkak davasından ayrılır. Böylece bu davayı açacak olan kişinin öncelikle mirasçılık sıfatına sahip olduğunu ispat etmesi gerekecektir.

Miras sebebiyle istihkak davasına adi istihkak davasından farklı olarak taşınır ve taşınmaz eşyalar dışındaki tereke unsurları da girecektir. Yani terekede yer alan ayni haklar dışındaki haklar da miras sebebiyle istihkak davasına konu olabilecektir.

Türk medeni kanunu 638/2 hükmü gereğince bu davada davalı tarafın kazandırıcı zamanaşımıyla davaya konu malı iktisap ettiğini ileri süremeyecektir. Ancak kazandırıcı zamanaşımı şartları miras bırakanın ölümünden önce gerçekleşmesi durumunda ilgili mal terekede yer alamayacağından bu davanın da konusu olamayacaktır.

Miras sebebiyle istihkak davasında kanun bazı zamanaşımı süreleri düzenlemişken mülkiyete dayanan istihkak davası süre ile sınırlı değildir.

Miras sebebiyle istihkak davasında Geri verilmesi talep edilen mal nerede ve kimin elinde bulunursa bulunulsun bu dava miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesinde açılır.

Her iki davanın da şartlarının gerçekleştiği durumda mirasçı talebini, seçiminin sonuçlarını da göz önüne alarak dilediğine dayandırabilir.


Miras Sebebiyle İstihkak Davasında Koruma Önlemleri Nelerdir?

Medeni kanunda miras sebebiyle istihkak davası yalnızca bir eda davası olarak düzenlemekle yetinmeyerek davacıya haklarının korunması amacıyla bazı önlemlerin alınmasını hakimden isteme hakkı tanınmıştır.

Bu önlemler Türk Medeni Kanunun 637/3 hükmünde örnek kabilinde güvence gösterilmesi ve tapuya şerh verilmesi olarak bahsedilmiştir. Bu özel önlem hükümleri ile mirasçının haklarının korunması amaçlanmıştır. Kanunda belirtilen bu önlemlerin örnek niteliğinde olduğu ve genişletilebileceği de göz önüne alınmalıdır.


Miras Sebebiyle İstihkak Davasının Tarafları

Miras sebebiyle istihkak davasında terekeye dahil değerler üzerinde hak sahibi olan ve bu hakkı gasbedilen yasal ya da atanmış mirasçılar ile bu hakkı gasbeden haksız zilyet bulunanlar bu davanın taraflarıdır.


Miras Sebebiyle İstihkak Davasında Yetkili ve Görevli Mahkeme

Miras sebebi ile istihkak davası bakımından görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir.

Yetkili mahkemenin tespiti; Türk Medeni Kanununun 576. hükmü gereğince tereke malları başka bir yerde bulunsalar dahi, miras sebebi ile istihkak davası tek bir yerde yani miras bırakanın son ikametgah yeri mahkemesinde açılmalıdır.


Miras Sebebiyle İstihkak Davası İle İlgili Yargıtay Kararları

  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2015/1903 Esas , 2015/6462 Karar sayılı kararında: “Bir kimse terekenin veya terekeye giren bir malın mirasçısı olarak sahibi bulunduğunu ileri sürüp o terekenin veya o terekeye giren bir malın, terekeyi veya malı elinde bulunduran kimseden kendisine teslimini istediği ve davalı tarafından davacının miras hakkına itiraz edildiği hallerde Türk Medeni Kanununun 637. maddesi hükmüne uygun bir miras sebebiyle istihkak davası söz konusu olur. Mirasçılar arasında elbirliği hali devam ettiği sürece birbirlerine karşı adi istihkak davası açılmasına gerek bulunmamaktadır. Çünkü mirasçılar bu durumda paylaşım davası açarak paylarına düşecek değerlerin kendilerine verilmesini talep edebilirler. Somut uyuşmazlıkta davacı ve davalılar murisin alt soyudur. Davalılar, davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına karşı koymamıştır. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinde bir uyuşmazlığın bulunmadığı hallerde, miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Uyuşmazlık Türk Medeni Kanununun 640 ve devam maddelerinde belirtilen mirasın paylaşılmasına ilişkindir. Paylaşma davalarında Sulh Mahkemesi görevlidir” demiştir.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2017/5151 Esas, 2018/95 Karar sayılı kararında, Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir. Bu davada hakim mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları da çözer. (TMK m.637/1) Terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı dava açan yasal veya atanmış mirasçının mirasçılıkta üstün hak iddiası bulunmuyorsa, açılan dava adi istihkak davasıdır. TMK 639 maddesinde yazılı zamanaşımı süresinin adi istihkak davasında uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Mal mevcut olduğu sürece zamanaşımı yoktur. Davacılar mirasbırakanın kardeşleri, davalı ise murisin sağ kalan eşidir. Davalı davada davacı tarafın mirasçılık sıfatına itiraz etmemiştir. Tarafların mirasçılık sıfatları üzerinden uyuşmazlık bulunmadığından miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez. Mahkemece, davanın esası hakkında inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile zamanaşımdan dolayı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.” demiştir.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2013/9783 Esas, 2013/10195 Karar sayılı kararında, Tarafların murisinin sağlığında ticaret ve hayvancılıkla uğraştığı, 07.10.2002 tarihinde vefat ettiğinde dava dilekçesinde bildirilen miktarda mal-para-altın-döviz bıraktığı ileri sürülmektedir. Bu husus duruşma sırasında dinlenen davacı şahitlerinin beyanlarından da anlaşılmaktadır. Nitekim, babalarından kaldığı iddia olunanların paylaşılmadığı, davalıların tasarrufunda kaldığı tüm dosya kapsamı ile de sabittir. Muristen hangi malların kaldığını ispat için tereke tespiti yaptırılmasına, malların muhafaza altına alınıp defterinin tutulmasına veya taksimi için dava açılmasına da gerek yoktur. Öyle olunca davacı davalılarda kalanlara ilişkin olarak payına düşen kısmı istemekte haklıdır. Mahkemece, dosyadaki şahit beyanları diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek davacının yemin deliline dayandığı da gözetilerek muristen kalanların miktarı belirlenip, bunların dava tarihindeki değerinden davacının payına düşen kısmın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” demiştir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2003/11593 Esas ve 2003/13191 Karar sayılı kararında, 4722 Sayılı Kanunun 17. maddesi gereğince mirasçılık ve mirasın geçişi, miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte bulunan hükümlere göre belirlenir. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Dava, mahiyeti itibarıyla miras sebebiyle istihkak davasıdır. Davacı terekeden çıkan mallar yerine terekeye giren değerleri, somut olayımızda olduğu gibi satılan malların satış bedellerini de dava edebilir. ( TMK. md. 577 – 579 ) Suiniyet sahibi zilyetlere karşı zamanaşımı süresi otuz yıldır. Bu yön gözetilmeden davanın kabulü yerine yazılı gerekçelerle reddi bozmayı gerektirmiştir.” demiştir.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 1987/5981 Esas, 1987/6619 Karar sayılı kararında, Bir kimse bir terekenin veya terekeye giren bir malın mirasçısı olarak sahibi bulunduğunu ileri sürüp o terekenin veya o terekeye giren bir malın terekeyi veya malı elinde bulunduran  kimseden kendisine teslimini istediği ve davalı tarafından davacının miras hakkına itiraz edildiği hallerde Medeni Kanunun 577. maddesi hükmüne uygun bir miras sebebiyle istihkak davası söz konusu olabilir. (Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu Miras Hukuku 1978 sh.667). Olayda davacılar miras bırakanın füruu, davalı ise sağ kalan eşidir. Davalı davada davacı tarafın mirascılık sıfatına karşı koymamıştır. Tarafların mirascılık sıfatları üzerinde bir uyuşmazlığın bulunmadığı hallerde, miras sebebiyle istihkak davasından söz edilemez ve dolayısıyla Medeni Kanunun 579. maddelerindeki zamanaşımı bu hallerde uygulanamaz. İstek vasiyetnamenin yorumu ile sonradan ortaya çıkan altınların vasiyet konusu edilmediğinin tesbitine ilişkindir. Bu nedenle davanın bu şekilde nitelenip delillerin buna göre takdir edilmesi, varılacak sonuca göre bir karar verilmesi zorunlu iken davanın nitelenmesinde yanlışa düşülerek, miras sebebiyle istihkak davası olarak kabul edilmesi ve Medeni Kanunun 579. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden söz edilerek isteğin reddi usul ve kanuna aykırıdır.” demiştir.

Miras Sebebiyle İstihkak Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde miras bırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.


Miras Sebebiyle İstihkak Davasında Mahkeme Masrafları

Bu davalar nispi harca tabi dava türlerindendir. Bu nedenlerle dava masrafları istihkak iddia olunan dava konusu taşınır ya da taşınmaz malin değerine göre ölçülür. Dava masrafları hakkında hesaplama yapmak için masraf tarifesi sayfamızı incelemenizi tavsiye ederiz.


Miras Sebebiyle İstihkak Davasında Avukat Vekalet Ücretleri

Yukarıda belirtiği gibi Miras Sebebiyle istihkak davaları nispi harca tabi davalardandır. Bu nedenlerle avukat masrafları da istihkak iddia olunan dava konusu malın değerine göre belirlenecektir.

Avukat masrafları hakkında hesaplama yapmak için avukat ücret tarifesi başlıklı yazımızın incelenmesini tavsiye ederiz.