Miras Sözleşmesinin İptali davası, ölüme bağlı tasarrufların iptalini sağladığından Miras hukukunun önemli konularından biridir.

Bu nedenle bu dava türünü incelemeden önce Miras Hukuku ile ilgili genel bilgi alınması ve Ölüme bağlı tasarruflar hakkında bilgi alınmasını tavsiye ederiz.


Miras Sözleşmesi

Miras sözleşmesi, miras bırakan ile karşı taraf arasında yapılan iki taraflı ölüme bağlı tasarruftur. Bununla taraflardan en az biri (Miras bırakan)  ya kendi terekesi üzerinde tasarrufta bulunur ya da karşı tarafın kendi terekesi üzerinde ileride doğacak olan mirasçılık hakkından feragat etmesini sağlar.

Geçerli bir miras sözleşesinde bulunması gereken şartlar ölüme bağlı tasarruflar konulu yazımızda genel hatları ile anlatılmıştır.

Türk Hukukunda miras sözleşmelerinin işlevi itibariyle vasiyetnamelerden bir farkı yoktur. Ancak şekil yönünden farklılık gösterir. Vasiyetname miras bırakan tarafından tek başına yapıldığı halde miras sözleşmesi, kendisine miras bırakılacak kişiyle karşılıklı olarak yapılmaktadır.

Miras sözleşmeleri şekil yönünden Medeni Kanunumuzun 545. hükmünde  düzenlenmiştir. Bu hükme göre  miras sözleşmelerinin  geçerli olması resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmesi şartına bağlanmıştır. Dolayısıyla Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirmeli ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalamalıdırlar.


Miras Sözleşmesinin İptali Davasının Hukuki Dayanağı

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali Davası Türk Medeni Kanunun 557-559. Maddeleri arasında İptal Davası Sebepleri, Dava Hakkı ve Hak Düşürücü Süreler başlıkları altında düzenlenmiştir.


Miras Sözleşmesinin İptali Nedir?

Hukuka aykırı olan miras sözleşmesinin, hakları zedelenen kişiler tarafından hüküm ifade etmemesinin sağlanması için miras sözleşmesinin iptal edilmesini sağlayan davalara genel olarak ölüme bağlı tasarrufların iptali davaları denilmektedir.


Miras Sözleşmesinin İptali Sebepleri

Ölüme Bağlı Tasarrufların İptali Davası Türk Medeni Kanunun 557-559. Maddeleri arasında İptal Davası Sebepleri başlıkları altında düzenlenmiştir. Buna göre miras sözleşmesinin iptali davasına konu olabilecek hukuka aykırılıkları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Ehliyetsizlik

Türk medeni kanunun 557. Maddesinde miras sözleşmelerinde ölüme bağlı tasarrufta bulunan kimse tasarruf anında ölüme bağlı tasarrufta bulunma ehliyetine sahip değil ise tasarruf iptal edilebilir. Miras sözleşmesinde ayırt etme gücüne sahip olmak, ergin olmak ve kısıtlı bulunmama ehliyet şartı olarak Medeni kanunumuzun 503. Maddesinde düzenlenmiştir.

  • İrade Sakatlıkları

TMK. m. 504/1 hükmünün birinci cümlesinde Miras bırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruflar geçersiz olacağı belirtilmiş ancak maddenin devamında da miras bırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlama etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılacağı belirtilmiştir.

Bu durumda ölüme bağlı bir tasarruftaki irade sakatlıkları miras bırakanın sağlığında öğrenilmiş ise, miras bırakan bir yıl içinde yaptığı tasarruftan dönebilecektir.

Bu bir yılık süre zarfı geçmiş ancak miras bırakan tasarruftan dönmemiş ise artık miras bırakan öldükten sonra mirasçıları irade bozukluğunu ileri süremeyeceklerdir.

Ölüme bağlı tasarruftaki irade sakatlıkları miras bırakanın sağlığında öğrenilmemiş ise bu durumda mirasçılar süresi  içinde iptal davası açabileceklerdir.

    • Hata (Yanılma)

Miras sözleşmelerinde tartışmalı olmakla birlikte farklı bir durum söz konusudur. Nitekim miras sözleşmeleri iki taraflı bir hukuki işlem olduğundan korunması gereken bir muhatap söz konusudur.

Bunun sonucundaysa miras bırakanın esaslı hatasına dayanılmadığı sürece sözleşmenin iptal edilmesi güven prensibi ile bağdaşmayacak ve eşitsizlik yaratacağı aşikardır. Dolayısıyla miras sözleşmelerinde hata sebebiyle iptal için iki taraf için de hatanın Borçlar Kanunu 31 hükmü gereğince esaslı olması gerekir.

    • Hile (Aldatma)

Miras sözleşmelerinde  hile sebebiyle iptalde her iki taraf için BK 36 hükmü uygulanır. Burada üçüncü kişinin hilesi nedeniyle sözleşmenin iptal edilebilmesi için lehine hile yapılanın bunu bilmesi gereklidir.

    • Korkutma Veya Zorlama

Miras sözleşmelerinde korkutma veya zorlama halinde sözleşmenin iptali için  BK 37 ve 38 hükümlerinin şartlarının bulunması gerekir. Bu nedenle 3. Kişinin korkutması halinde, bunu lehine tehdit yapılan kimsenin bilmemesi durumunda BK 37/2 ye göre karşı taraf miras sözleşmesini iptal ettiği taktirde uygun bir tazminat ödeyecektir.

  • Tasarrufun İçeriği, Bağlandığı Koşullar veya Yüklemelerin Hukuka ve Ahlaka Aykırı Olması

 Türk medeni kanunu 557 hükmüne göre ahlaka aykırılıktan söz edilebilmek için ölüme bağlı tasarrufun kendisinin ahlaka aykırı olması gerekir. Miras bırakanın bu ahlaka aykırılığı önceden görmüş olması ve tasvip etmiş olup olmamasının bir önemi yoktur. Ölüme bağlı tasarruflar hukuka veya ahlaka aykırı ise iptal davası açılması gereklidir.

  • Şekil Noksanlığı

Ölüme bağlı tasarruflarda sağlar arası tasarruflardan farklı olarak şekil kurallarına uyulmaması iptal edilebilirlik sonucunu doğurur. Medeni Kanun 582/3 hükmü bu kuralın istisnasını oluşturur.

Bu hükme göre İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu kazandırmalar iptal edilir.


Miras Sözleşmesinin İptali Davasında Taraflar

  • Davacı: TMK 558/1 e göre ölüme bağlı tasarrufların iptali davasında davacı sıfatı ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısına aittir.
  • Davalı: İptali istenen tasarrufla davacı aleyhine bir miras hukuku menfaati elde eden kimsedir. Bu kişiler vasiyet alacaklısı, atanan mirasçı, bir yükümlünün lehdarı, kurulan bir vakfın yönetim organı vs. olabilir.

Miras Sözleşmesinin İptali Davasında Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süreler

Bozucu yenilik doğuran bir hak olan iptal davasında süreler hak düşürücü sürelerdir.

  • Bir yıllık süre: Davacı kişi kendi hak sahipliğini, ölüme bağlı tasarrufu ve iptal nedenini öğrenmesinden itibaren işlemeye başlar.  Davacı bu hususları miras bırakanın ölümünden önce öğrenmiş olsa bile bu bir yıllık süre miras bırakanın ölümünden sonra işlemeye başlar.
  • On yıllık süre: Davalının iyi niyetli olması halinde miras sözleşmelerinde ise miras bırakanın ölümü ile 10 yıllık süre işlemeye başlar.
  • Yirmi yıllık süre: Davalının kötü niyetli olması halinde on yıllık süre yirmi yıl olarak esas alınır.

İptalin Defi Olarak İleri Sürülmesi

Türk Medeni kanunun 559/2’de  ölüme bağlı tasarrufun ifası için karşı tarafın açtığı davada sakatlık halinin defi olarak ileri sürülebileceği hükme alınmıştır. Ancak daimi defi hakkının kullanılması sakat olan ölüme bağlı tasarrufun ifa edilmemiş olmasına bağlıdır.


Miras Sözleşmesinin İptali Dava Konusu Ve İspat

Türk medeni kanunun 558/2,3 hükmünde iptal davasının, ölüme bağlı tasarrufun tamamına veya bir kısmına ilişkin olabileceği belirtilmiş ayrıca aynı hükümde İptal davasının, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa dayandığı takdirde tasarrufun tamamını değil, yalnız bu kazandırmaların iptal edileceği de düzenleme altına alınmıştır.

İptal davasında ispat yükü davacıya aittir. Davacı, ölüme bağlı tasarrufun iptalini gerektiren bir sebebin mevcut olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.


Miras Sözleşmesinin İptali Kararının Etkisi

İptal davası bozucu yenilik doğuran bir davadır. Ölüme bağlı tasarrufun iptalinde karar mirasın açıldığı ana kadar geçmişe etkilidir.

İptal Kararı, Davacı kim ise onun hakkında hüküm ifade edecektir. Davaya müdahil olmayan ancak tasarruftan zarar gören diğer kişileri etkilemeyecektir. Bu bakımdan ölüme bağlı tasarruftan zarar gören diğer kişilerin de iptal davasını açması gerekmektedir. Yine açılan dava aleyhine dava açılan kişiyi bağlayacaktır. Yani iptal davası kime karşı açılmışsa sadece ona karşı hüküm ifade eder.


Miras Sözleşmesinin İptali Davası İle İlgili Yargıtay Kararlar

  • Yargıtay 8.  Hukuk Dairesi 17.7.2008 tarihli 2008/2053 esas ve 2008/3995 karar sayılı kararında: “Dava, TMK’nın 528. maddesi uyarınca davacı ile miras bırakan arasında kurulan mirastan feragat sözleşmesinin iptali ve miras payının tanınması isteğine ilişkindir. Anılan hükme göre miras bırakan bir mirasçı ile karşılıksız veya karşılık sağlanarak böyle bir sözleşmeyi yapabilir. Davacı vekili, miras bırakan Fahrettin’in sözleşmenin kurulduğu tarihte yakalandığı hastalık nedeniyle fiil ehliyetine sahip olmadığını, hile yapılarak vekil edeninin hataya düşürüldüğünü, sözleşmede öngörülen paranın ödenmediğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. ileri sürülen ehliyetsizlik ve rızayı ortadan kaldıran sebeplerin varlığı halinde, ehliyetsizlik halinde süreye bağlı olmaksızın, hata veya hile durumunda ise, bu olguların öğrenildiği, tehdidin etkisinden kurtulduğu andan itibaren buna maruz kalan taraf sözleşmenin feshini/iptalini isteyebilir. Diğer yönden bu sebeplerin her biri yalnız başına sözleşmenin iptali nedenleridir. Görülmekte olan davada miras bırakan Fahrettin’in dosya arasındaki Adli Tıp Kurumu’nca verilen rapor ve belgelere göre sözleşmenin yapıldığı tarihte fiil ehliyetine sahip olduğu belirlenmiş, bu husus ayrıca iptali istenilen sözleşme içeriğinden de anlaşılmıştır. Diğer yönden davacı hileye düşürülerek sözleşmenin düzenlendiği de kanıtlanmamıştır. Öngörülen 500.000 YTL bedelin miras bırakan Fahrettin tarafından davacıya ödendiği noterce düzenlenen sözleşmede belirtilmiş olup, belgenin aksi aynı güçte başka bir belge ile kanıtlanamadığı gibi, takdiri delillerle de bu yön doğrulanmamıştır. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve dosya içeriği ile resmi biçimde düzenlenmiş bulunan sözleşme gözönünde tutularak, mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olmasında kanuna aykırı bir yön görülmemiştir.’’ Denilmiştir.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 27.3.2019 tarih ve 2016/8822E-2019/2813K sayılı kararında ‘’Mirastan feragat sözleşmesi (TMK. md. 528), miras sözleşmesinin bir çeşidi olduğundan resmi vasiyetname şeklinde yapılması zorunludur. (TMK. md. 545 ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kanunu 11.02.1959 tarih, 16/14 sayılı kararı ). Türk Medeni Kanunu m. 536’da yer alan miras bırakanın altsoy kan hısımlarının resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamayacağına ilişkin kural, mirastan feragat sözleşmesi için de geçerlidir. Miras bırakanın altsoyu olan davalı …, davaya konu … 1. Noterliğinin 25.02.2014 tarihli ve 04908 yevmiye sayılı düzenleme şeklinde mirastan feragat sözleşmesinde tanık olarak yer almıştır. Bu nedenle geçerli bir mirastan feragat sözleşmesinden söz edilemez. Ancak, davacı aynı mirastan feragat sözleşmesinde bütün miras hisselerinin tamamından murisi …’dan aldığı 20.000TL bedel karşılığında feragat ettiğini, feragat bedeli olan 20.000TL’yi murisi …’dan nakden ve defaten noterliğin haricinde aldığını ifade etmiştir. Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK md. 2). Edimlerin ifasından sonra davacının şekil eksikliğini ileri sürerek gerçekleştirdiği hukuksal işlemin iptalini istemesi; Medeni Kanunun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırıdır. Bu bakımdan mahkemece şekil eksikliği nedeniyle iptal isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.’’ denilmiştir.
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 17.9.2019 tarih ve 2016/10688E-2019/5333K sayılı kararında ‘’TMK’nın 598. maddesine göre düzenlenen mirasçılık belgeleri, aksi ispat edilinceye kadar geçerli olan, adına düzenlenmiş bulunan kişi ve kişilerin mirasçılığı lehine bir karine oluşturur. Bu belge, miras bırakanla mirasçıları arasındaki irs (soy) ilişkisini göstermesi yanında, mirasın (terekenin) mirasçılara intikalini de sağlayıcı bir işleve sahiptir. Tüm bu nedenlerle mirastan feragat eden (TMK md. 528) mirasçı veya mirasçılar varsa, düzenlenecek mirasçılık belgesinde, mirasçılık sıfatına sahip olan kişi veya kişiler ile miras paylarının gösterilmesi ve mirastan feragat durumuna işaret edilmekle yetinilmemesi, mirastan feragat nedeniyle, mirasçılık sıfatını kaybedenlerin ve bunların payının akıbetinin de (kime kalacağının) gösterilmesi gerekir. Somut olayda, iptali istenilen Manisa 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/472-396 E. K. sayılı mirasçılık belgesinde mirasçıların ve miras paylarının belirlendiği, davalının mirastan feragat sözleşmesi yaptığına dair bir açıklamaya dahi yer verilmediği görülmektedir. O halde mahkemece, davanın dayanağı olan mirastan feragat sözleşmesinin iptalinin konu edildiği Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/14 Esas sayılı dosyası bekletici mesele yapılması, bu davanın sonucuna göre yukarıdaki bilgiler ışığında bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir’’ denilmiştir.

Miras Sözleşmesinin İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Türk  Medeni Kanununun 576. maddesinin 2. fıkrasına göre, iptal davasında yetkili mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yeri (ikametgahı) mahkemesidir.

Görevli mahkeme ise HMK. m.2 ’ye göre Asliye Hukuk Mahkemesidir.


Miras Sözleşmesinin İptali Davası Mahkeme Masrafları

Miras Sözleşmesinin iptali davaları nispi harca tabi dava türlerindendir. Bu nedenlerle dava masrafları iptali istenen dava konusu taşınır ya da taşınmaz malin değerine göre ölçülür. Dava masrafları hakkında hesaplama yapmak için masraf tarifesi sayfamızı incelemenizi tavsiye ederiz.


Miras Sözleşmesinin İptali Davası Avukat Vekalet Ücretleri

Yukarıda belirtiği gibi Miras Sözleşmesinin iptali davaları nispi nitelikli davalardandır. Bu nedenler avukat masrafları da iptali istenen dava konusu malın değerine böre belirlenecektir. Avukat masrafları hakkında hesaplama yapmak için avukat ücret tarifesi başlıklı yazımızın incelenmesini tavsiye ederiz.