Aile Hukuku ve boşanma avukatı, en temel anlamıyla boşanma davası ve kişiler hukuku ile ilgili diğer dava ve düzenlemelere hakim hukuki kişiliğidir.

Aileyi ilgilendiren her türlü düzenleme yasal dayanağını Aile Hukukunun temel mevzuatı olan medeni kanundan almaktadır. Medeni kanun, tarafların eşitliği prensibine göre hazırlandığı gibi bu eşitliğin devamını sağlayacak bir dizi koruyucu hükümlere yer verilmiştir.

Medeni kanundan önce yürürlükte bulunan mecellenin temel dayanağında kadın erkek eşitliği bir kıstas olarak alınmamıştır. Bu nedenlerle de hakların ve yetkilerin paylaşımında erkek cinsi lehine düzenleme içermektedir. Modern toplum, her şeyden önce kadının haklarının kısmen iade edilmesidir.


Aile Hukuku

Aile Hukuku, gerçek kişiler arasındaki müesseselerin düzenlendiği hukuk dalıdır. Aile Türk Dil Kurumu tarafından bazı özelliklerine vurgu yapılarak farklı şekillerde tanımlanmıştır.

En bilindik tanımı ile aile “ Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik” şeklinde ailenin tanımı yapılmıştır.

Daha geniş olarak kan hısımlığına dayanan soy anlamında ve birlikte oturan akraba ve yakınları ifade edecek geniş anlamda da kullanılmaktadır.

Gerçekten her bir tanım, aile hukukunda belirli alanlarda karşılık bulmaktadır.

Kimi hükümlerinde aile tanımını çekirdek aile olarak ortaya koyarak tarafın hak ve yükümlülüklerini belirlemiş ise de, bazı bölümlerde çekirdek ailenin dışına çıkılarak geniş aile kavramı içerisinde akrabalar yönünden de sorumluluk içeren hükümlere yer verilmiştir.


Aile Hukukunun Temel Mevzuatı

Aile hukuku denildiğinde oldukça geniş bir hukuki düzenleme düşünülmelidir.

Aile Hukukundaki temel düzenlemelere 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 118. Maddesi ile 494. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Aile Mahkemelerini düzenleyen 4787 Sayılı Aile Mahkemeleri Kanunu, 6284 Sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunu, Ailenin korunmasına dair hükümleri içermesi itibariyle de 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu da aile hukukunun birincil kanuni dayanaklarını oluşturmaktadır.

Çalışma, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise temel olarak aileyi ilgilendiren siyasetin belirlenmesinde cumhurbaşkanlığı makamı ile sorumluluğu paylaşmaktadır.


Aile Hukukunun Konusuna Giren Kavramlar

Aile Hukukun ana kavramları liste olarak aşağıda gösterildiği gibidir. Genel olarak aileyi ilgililen bütün konular Türk Medeni Kanununda düzenlenmiştir.

  • Nişanlılık,
  • Nişanın Bozulması nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat,
  • Nişanda Takılan hediyelerin geri verilmesi,
  • Evlenme,
  • Evlenme Ehliyeti ve Engelleri,
  • Batıl Olan Evlilik Çeşitleri,
  • Boşanma,
  • Boşanma Sebepleri,
  • Mal Rejimleri ve Mal rejiminin tasfiyesi,
  • Evlilik ilişkisinde Tarafların Hakları ve Yükümlülükleri,
  • Kadının Kendi soyadını kullanıp kullanamayacağı,
  • Evliliğin Temsili,
  • Aile Konutu sayılmaya bağlanan sonuçlar,
  • Eşler Arasındaki Mal rejimi çeşitleri,
  • Mal Rejimi Sözleşmesi,
  • Olağanüstü Mal Rejimi,
  • Yasal Mal Rejimi,
  • Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi,
  • Mal Ayrılığı Rejimi,
  • Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi,
  • Mal Ortaklığı Rejimi, Mal Rejiminin Tasfiyesi,
  • Mal Rejiminin Tasfiyesinden Doğan Alacak ve Tazminat Davaları,
  • Hısımlık ( Akrabalık), Soybağı ( Nesep ) Davaları,
  • Tanıma ve Babalık Davaları,
  • Evlat Edinme,
  • Velayet,
  • Çocuk Malları,
  • Nafaka Yükümlülüğü,
  • Ev Düzeni,
  • Aile Malları,
  • Vesayet,
  • Kayyımlık,
  • Yasal Danışmanlık,
  • Koruma Amacıyla Özgürlüğün Kısıtlanması’dır.

Bu kavramlar ilgili her türlü uyuşmazlık aile hukukunun konusunu oluşturmaktadır. Bu yazıda ve diğer yazılarda yukarıda listelenen kavramlar yeri geldikçe değerlendirilecektir.


Aile Hukukundan Doğan Dava Çeşitleri

Yukarıda ismen ifade edilen uyuşmazlık türlerinden  en sık karşılaşılan davalarla ilgili temel bilgi vermek her bir taraf için uyuşmazlığın doğru bir şekilde çözülmesini sağlayacak bakış açısını kazandıracaktır.


Boşanma Davası

Boşanma Davası, tarafların evlilik birlikteliğine anlaşmalı olarak yahut çekişmeli olarak son vermeleridir. Boşanma davalarında kamu hukuku niteliği de bulunduğundan, delillerin taraflarca toplanma ilkesinden farklılık arz eden noktaları bulunmaktadır. 

Her türlü insan ilişkisinde ( anne-çocuk, baba-çocuk, arkadaş-arkadaş, kardeş-kardeş, kuzen-kuzen v.s. ) ilk bakılacak nokta, sorunun varlığının tespiti için ve bu sorunu çözmek için çaba harcanıp harcanmadığı olmalıdır.

Bir sorunu çözme yönünden ciddi karar almış olan kişiler bir süre sonra sorunu değerlendirmelerinde ve sorunun öncelik sırasında değişiklik olduğunu gözlemleyeceklerdir.

Bu yüzden, evlilik içerisinde sorunların nasıl çözüleceğine dair gerçek bir çözüm süreci denenmeden boşanma avukatı ile irtibata geçilmesi bizce doğru değildir. Bu aşamada bir uzmandan yardım almaktan da taraflar çekinmemelidir.

Tüm çözüm yolları denendikten sonra sorunların değerlendirilmesine ve çözümünde bir yol kat edilmezse boşanma süreci bundan sonra ve son çare olarak düşünülmelidir. 

En sağlıklı boşanma süreci, tarafların anlaşarak boşanmalarıdır. Çocuklar yönünden ise anne ve babalarının boşanmaları gibi bir kavram olmadığının bilincinde olunmalı ve boşanma gerçekleşse dahi uygar ve medeni bireyler olarak birbirlerinin hassasiyetlerine saygı duymaları ve çocuklarını aralarındaki husumetin dışında tutmayı becerebilmeleri gerekmektedir.

Her ne kadar yaşadıkları kötü deneyim ya da deneyimsizlik nedeniyle “çocukları tarafından sevilme” duygusunun önemini henüz tam kavrayamıyor olsalar da yaşları ilerledikçe “sevgi”nin yaşamın en önemli duygusu olduğunu keşfedeceklerdir.

Bu yüzden “annesinden ayrıldığınız çocuğunuz”, ya da “babasından ayrıldığınız çocuğuz”’un anne ve babasını ömrünün sonuna kadar eşit ve yoğun bir şekilde sevme hakkı olduğunu, bu sevgiler arasında bir seçim yapmak zorunda bırakma hakkına sahip olmadığınızı ve böyle bir zorlamanın gerçek bir “kötülük” olacağının unutulmamasını tavsiye ederiz.


Anlaşmalı Boşanma Davası

Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için birincil şart tarafların en az bir senedir evli kalmış olmalarıdır. En az bir senelik evli kalma şartı oldukça isabetli bir düzenlemedir.

Nitekim tarafların sorunları çözmek için herhangi bir çaba harcamaksızın her türlü anlaşmazlığı mahkeme önünde boşanma sebebi olarak ileri sürmeleri doğru bir düşünce ve davranış tutumu değildir.

Tarafların kendilerini eşit ve özgür bir şekilde ifade ettiği, boşanan eşlerin birbirine belirli bir çözümü dayatmadığı anlaşmalı boşanma hali, daha sonraki aşamalarda en iyi sonucun alınacağı sonlanma halidir. Bunun için her üç tarafın da ihtiyaç ve menfaatlerinin korunduğu çözüm yolunda taraflar ısrarcı olmalıdır.

Taraflar Anlaşmalı Boşanma’ya karar vermeden önce şu 10 soruya kesin bir şekilde aynı cevabı vermelidir.

Aksi halde anlaşmalı boşanmayla başlayan süreç çekişmeli boşanmaya dönüşeceği gibi, bütün uzlaşma yollarının da kapanmasına yol açacaktır.

  • Boşanmayı her iki taraf da kesinlikle istiyor mu?
  • Çocuğun velayetini kim alacak?
  • Çocuk için aylık ne kadar nafaka verilecek?
  • Çocuğun eğitimi ( Özel Okul v.s.) nasıl sağlanacak?
  • Çocuğun eğitim giderleri nasıl karşılanacak?
  • Mal Paylaşımı Nasıl Olacak?
  • Eşler kendisi için Nafaka İsteyecek mi?
  • Eşler Maddi ve Manevi Tazminat Talep Ediyor mu?
  • Yargılama masrafları ve avukat ücretlerini kim karşılayacak?

Her iki taraf da bu konuda fikir birliği sağlamadıkça anlaşmanın boşanmanın gerçekleşmeyeceğini bilinmelidir. Bir tarafın dayatması ile yapılan anlaşmalı boşanma protokolleri mahkeme önünde de kabul edilmedikçe geçerli sayılmazlar. Bu niteliği itibariyle de protokol aradaki husumeti giderici bir özellik taşımamaktadır.


Velayet Davası

Bir çocuğun doğal velisi anne ve babasıdır. Anne ve babanın velayetin ortak bir şekilde yerine getiremeyeceğinin ortaya çıkması hallerinde, mahkeme velayetin anne, baba ya da bir 3. kişiye verilmesine dair karar verebilir.

Türk hukuk sisteminde boşanmadan sonrası için Ortak velayet şeklinde bir düzenleme bulunmamaktadır.

Son zamanlarda bazı mahkemeler tarafından, eşlerin her konuda anlaşmaları şartı ile boşanmadan sonra da uygulanmak üzere müşterek çocuk için ortak velayet kararı verildiği görülmektedirler. Yabancılık unsuru taşıyan bu kararlarda ortak velayetin Türk kamu düzenine aykırı olmadığı belirtilmiştir.

Fakat Türkiye’nin mevcut sosyal ve kültürel yapısı ortak velayet gibi bir düzenlemeyi kaldıracak yapıda değildir.

Velayetin anneye mi yoksa babaya mı bırakılacağı konusu, sadece tarafların bu yöndeki seçimine bağlı da değildir. Hakim bir çocuğun velayetinin kime bırakılması gerektiğine, çocuğun yüksek menfaatlerini göze alarak belirler.

Bunun için sosyal ve ekonomik durum, olanaklar, eğitim ve öğretim olanakları ve kişisel gelişimi için faydalı her türlü olanağı göz önünde tutar.


Velayet Hakkının Kapsamı

Tarafların üzerinde anlaşamadığı fakat velayet hakkının kapsamına sokularak yasaca belirlenen belirli haklar ve yükümlülükler bulunmaktadır. B

una göre boşanma ya da başka bir nedenle çocuğun velayeti kendisinde bulunan kişi ya da kişiler ( Anne, baba, anne+baba ya da 3. kişi ) çocuk adına aşağıdaki yetkileri ve hakları kullanabilirler.

  • Çocuğun Yerleşim Yerinin Tespiti ( MK. 21 )
  • Çocuğa isim konulması ( MK. 339/5 )
  • Çocuğun Eğitilmesi ve Yetiştirilmesi  ( Mk. 339,340)
  • Çocuğun Bakımı ( MK. 328 )
  • Çocuğun Dini Terbiyesi ( MK: 341)
  • Çocuğun Temsili ( MK. 342)
  • Çocuğun Mallarının İdaresi ve İntifa Hakkı ( MK. 352-354 )
  • Kazai Rüşte Rıza ( MK. 12 )
  • Nişanlanmaya Rıza ( MK. 118 )
  • Evlenmeye Rıza ( MK. 126 )
  • Evlat Edinmeye Rıza ( MK. 309 )
  • Bağışın Alınmasını Engelleme ( BK. 287)

Kişisel İlişki Davası

“Çocukla kişisel ilişki” ya da “Çocukla şahsi ilişki” olarak nitelendirilen durum çocuğun velayeti kendisine bırakılmayan taraf ile çocuk arasında mahkeme tarafından hükümle birlikte ya da tedbiren ara kararla kurulan ilişki şeklidir.

Şahsi ilişki sürelerinin belirlenmesinde de en başta çocuğun yüksek menfaatleri göz önünde bulundurulur.

Bunun dışında ise şahsi ilişki süresi, anne ya da babanın çocukla bağ kurmasına yetecek aralıklarla ve uzunlukta olmalıdır. Bunun dışında da çocuğun rutinlerini belirli oranda bozmaması gerekir.

Boşanma Kararı verilmiş olsa bile velayet hakkı kendisine bırakılan ya da bırakılmayan anne ve babanın her ikisi de çocuğun eğitimini diğer tarafın şahsi ilişkisini bozmaya yönelik her türlü davranıştan kaçınmalıdır.

Aksi halde mahkeme tarafından şahsi ilişki hakkının dahi iptal edilmesi söz konusu olabilir. Burada da önemli olan kriter “çocuğun huzurunun bozulma olasılığının doğmasına sebep olacak” davranışlardan, telkinlerden, hasmane tutumlardan kaçınılmalıdır.

Yasa burada çocuğun huzurunun bozulması riskinin bulunmasını yeterli kabul etmiştir.

Şahsi İlişki veya Kişisel İlişki hükmü, mahkeme kararlarında “velayeti kendisine bırakılmayan anne ( ya da Baba ) ile küçük arasında her ayın 1. haftası ile, 3 haftasında cuma günü saat: 19.00’dan cumartesi günü saat:19.00’a kadar, her yılın 1 Temmuz 19.00 ila 20 Temmuz 19.00 arasında 00 ile Temmuz ayının 20.günü saat 18.00 arasında velayet kendisine verilmeyen anne ( ya da baba ) arasında Kişisel İlişki tesisine” şeklinde ifade edilen hüküm maddesinde gösterilmektedir.

Yukarıda izah edildiği gibi kişisel ilişki hakkının da velayet hakkının da ciddi bir şekilde ihmal edilmesi, yahut kötüye kullanılması halinde mahkemece bu haklar kişinin elinden alınabilir.

Bu nedenlerle eşlerin “Kişisel İlişki” hakkını veya “Velayet” hakkını kötüye kullanmaması, çocuğun anne ve baba sevgisinden yoksun büyümemesi için azami çabayı sarfetmesi gerekir.

Bir baba ya da anne için en büyük görev, her şeyden önce çocuğunun anne ve baba sevgisini koşulsuz almasını sağlamak olmalıdır.


Nafaka Davası

Nafaka, diğer deyişle Geçimlik, geçinmek için gerekli olan şeylerin bütününü ifade etmektedir. Nafaka’yı bir eş diğer eşe verebileceği gibi, velayet kendisine verilmeyen eş de çocuk için nafaka yükümlüsü olarak belirlenebilir. 

Yine ayrıca dava aşamasında da tedbir niteliğinde nafaka kararı verilebilir. Eşlerin birbirine, çocukların anne ve babasına aylık ödemeler şeklinde istedikleri geçimlik yardımı için açtıkları davaya nafaka davası denilmektedir.

Nafaka davası, nasıl ve kim tarafından istendiğine göre çeşitli isimler almaktadır.


Tedbir Nafakası Nedir?

Tedbir nafakası, mahkeme devam ederken ihtiyaç sahibinin mağdur olmaması için belirlenen nafaka türüdür.

Mahkemenin karar vereceği zamana kadar geçecek sürede davacının, davalının ya da müşterek çocukların yahut ilgilisinin mağdur olmaması için hakim tarafından davanın açıldığı tarihten itibaren başlamak üzere resen yahut talep üzerine belirlediği geçici nitelikteki aylık ödemedir.

Mahkemece aksi yönde bir karar verilmemiş ise tedbir nafakaları hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.


Yoksulluk Nafakası Nedir?

Yoksulluk Nafakası, boşanma davalarında boşandığı takdirde yoksulluğa düşecek olan eş için mahkeme tarafından hükmedilecek nafaka türünü ifade etmektedir.

Bu nafakanın bağlanması için nafaka ödeyecek olan eşin kusurlu olması aranmamaktadır. Buna karşılık nafaka talep eden eşin kusuru daha fazla ise nafaka talep edebilmesi mümkün olmayacaktır.

Nafaka mevcut düzenlemeye göre yoksulluk nafakaları süresiz olarak bağlanmaktadır.


Aile Hukukundan Doğan Davalarda Tedbir Hükümleri

Davanın açılması ile birlikte karşı tarafın davacının haklarını alamaması ve mahkemenin kararı ile hükmedilecek olan muhtemel tazminatları ödememek için mal varlığını elden çıkarmasının engellenmesi, çocukla şahsi ilişkinin kurulmasının gerekmesi ya da gecikmesi de sakınca bulunan başka hallerde geçici koruma tedbirleri alınmak kimi zaman davanın kendisinden daha önemli hale gelmektedir.


Aile Hukuku Davalarında Görevli Mahkemeler

4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yargılama Usullerine Dair Kanun vesayet davaları hariç olmak üzere aile hukukundan doğan davaların Aile Mahkemelerinde görüleceğini göstermiştir.

Bir yerde aile mahkemesi kurulmamış ise aile Mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılacaktır.


Aile Hukuku Davalarında Yetkili Mahkemeler

Yetkili Mahkeme açılacak olan dava türüne göre değişiklik gösterebilmektedir. Kesin yetkinin olmadığı davalarda, bir tarafın mevcut mahkemenin yetkisine usulünce itiraz etmemesi halinde davaya yetkisiz mahkemede bakılmaya devam edilir.

Boşanma ve ayrılık davalarında eşlerden herhangi birinin ikametgahı, ya da son altı aydır ikamet ettikleri yer mahkemesi yetkilidir. 


Aile Hukuku ve Boşanma Davalarında Mahkeme Masrafları

Aile hukuku ve boşanma davalarında genel olarak istenen tazminat miktarına bağlı olarak mahkeme masrafları değişkenlik göstermektedir.

Dava masrafları hakkında daha ayrıntılı bilgi almak ve hesaplama yapmak için masraf tarifesi başlıklı sayfamızı ziyaret etmenizi rica ederiz.


Aile Hukuku Avukatı ve Boşanma Davası Avukat Ücretleri

Aile hukuku avukatı masrafları ya da boşanma davası vekalet ücretleri ile değerlendirme yapmak için avukatlık ücret tarifelerinin gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Nitekim yasal vekalet ücretleri bu tarifelere göre hesap edilmektedir.


Aile Hukuku ve Boşanma Avukatı

Aile Hukuku ve boşanma avukatı genel bir uygulama yoğunluğunu ifade etmektedir. Buna karşılık daha öncesinde de defaten belirtildiği üzere türk yargılama sisteminde yasal bir uzmanlaşma tanımlaması yapılmamıştır.

Tüm Avukatlık Hizmetlerimiz hakkında bilgi almak için bağlantıya tıklayabilirsiniz.