Tutuklamaya itiraz ve tutuklama nedenleri özgürlüğü kısıtlanan sanık ya da şüpheli için en önemli hukuki prosedürdür.

Ceza Hukuku ile ilgili genel hükümlere ve kavramlara sahip olabilmek için ceza hukuku başlıklı yazının incelenmesini rica ederiz.


Tutuklama İle İlgili Anayasal Dayanak

“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.” 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 19. Maddesi kişi özgürlüğü ve güvenliği ile ilgili bu ifadesi ile vatandaş ve yabancı, ya da başka bir ayrım gözetmeksizin ÖZGÜRLÜK VE GÜVENLİK hakkına HERKESİN sahip olduğunu benimsemiştir. Suç ve suçlu kavramlarının içeriğinin toplumun ya da toplumların kendi hassasiyetleri neticesinde genişlemesi ya da suçun bir şekilde itibar kazanması halleri dışında kişi özgürlüğünün sınırlanması son çare olarak düşünülmelidir. Tutuklamaya itiraz şartlarının ve tutukluluk sürelerinin doğru bir şekilde değerlendirilebilmesi için bu kavramların anayasal dayanaklarının belirlenmesi gerekmektedir.

Anayasanın 19. Maddesine göre;

Şekil ve şartları kanunda gösterilen :

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz.

Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.

Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama veya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bunun  hemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.

Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne çıkarılır.  Kimse, bu süreler geçtikten sonra hâkim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz. Bu süreler olağanüstü hal, sıkıyönetim ve savaş hallerinde uzatılabilir.

Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı, yakınlarına derhal bildirilir.

Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.

Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir.

Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre, Devletçe ödenir.”

Aşağıda da görüleceği üzere bu düzenleme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. Ve 6. Maddelerine uygun olarak yasa koyucu tarafından maddeye eklenmiştir.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38. Maddesinde ifadesini bulduğu üzere “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” Bu durum soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki gözaltı ve tutuklamanın Cezalandırma Amacı Güdemeyeceğinin de ifadesidir. Tutukluluk ve Gözaltı ancak bir koruma tedbiri olarak uygulanacaktır. Şu halde koruma tedbiri olarak öngörülen tutukluluğun sonuç ceza göz önünde bulundurularak tayin edilmesinin, esasında koruma tedbiri olarak öngörüldüğüne dair temel kabulü tartışmalı hale getirse de yasa uygulayıcıları ve yasama açıkça ifade edilmese de sonuç cezanın ağırlığına göre tutukluluk süreleri belirlenmiştir.

2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. Maddesinde, Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7.5.2004-5170/7 md.)Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” Denilmektedir.

Buna göre, 6366 sayılı kanunla 10/03/1954 tarihinde kabul edilen İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi ve buna Ek Protokolün tasdiki hakkındaki kanunla artık iş hukuk kuralı haline gelen AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ’nin normlar hiyerarşisi içerisindeki yerin belirlemek doğru olacaktır. Anayasanın ilgili 90. Maddesinde de gösterildiği üzere Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar, anayasa ile kanun arasında bulunmakla kanunların anayasaya ve milletlerarası sözleşmelere aykırı olması mümkün değildir.

Şu halde tutukluluk süreleri Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yazılı temel prensiplere aykırı olamayacaktır.

Sözleşmenin 5. Maddesinde “ Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağı” belirtilmiştir. Sözleşmenin 5/1-c maddesine göre “Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;”

Sözleşmenin 5/2. maddesine göre “Yakalanan her kişiye, yakalanma nedenlerinin ve kendisine yöneltilen her türlü suçlamanın en kısa sürede ve anladığı bir dilde bildirilmesi zorunludur.

Sözleşmenin 5/3. maddesine göre, “İşbu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulan herkesin derhal bir yargıç veya yasayla adli görev yapmaya yetkili kılınmış sair bir kamu görevlisinin önüne çıkarılması zorunlu olup, bu kişi makul bir süre içinde yargılanma ya da yargılama süresince serbest bırakılma hakkına sahiptir. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminat şartına bağlanabilir.”

Sözleşmenin 5/4. maddesine göre, “Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve, eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.”

Sonunda da sözleşmenin 5. Maddesi hükümlerine aykırı bir yakalama veya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahip olduğu gösterilmiştir.

Sonuç olarak yasalara ve sözleşmelere aykırı olarak tutuklanan yahut gözaltına alınan kişilerin Anayasa Mahkemesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurma hakları saklıdır. Tutuklulukla ilgili bu kısa ön bilgiden sonra iç mevzuatımızda Tutukluluk Sürelerinin nasıl düzenlendiğine geçebiliriz.


Ceza Muhakemeleri Kanununda Tutuklama Nedenleri

Tutuklama Nedenleri 5271 Sayılı, 4/12/2004 tarihli Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100/2. Maddesinde düzenlenmiştir.

  • Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
  1. Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
  2. Şüpheli veya sanığın davranışları delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ve Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
  • Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
  • 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
  1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78),
  2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83),
  3. (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87),
  4. İşkence (madde 94, 95)
  5. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102),
  6. Çocukların cinsel istismarı (madde 103),
  7. (Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),
  8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188),
  9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220),
  10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
  11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
  • 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları.
  • 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu.
  • 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
  • 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar.
  • 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
  • (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar.
  • (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar.
  • (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. (1)

Tutuklamaya İtiraz

Bu hukuksal temellere dayanmadan verilen tutuklama kararları hukuka aykırıdır.

Buna karşılık verilen kararın hukuka uygunluk denetiminin yapılması için kanuni usule uygun tutuklamaya itiraz dilekçesinin süresi içinde mahkemeye verilmesi gerekmektedir.

5271 Sayılı Ceza Mahkemeleri Kanununun 104 ve 105. maddelerinde gösterilen şartlarda sanık, şüpheli ve avukatları tarafından yapılacak tutukluluğa itiraz taleplerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.

Tutuklamaya itiraz başvuruları ve avukat masrafları için avukatlık ücret tarifesi başlıklı yazının incelenmesini rica ederiz.