İş ve İşçi Hukuku bölümü, bu alanda bilgilenmek isteyen işçi ve işverenlerin, bir temele sahip olunması gerekliliği nedeniyle kaleme alınmıştır.

Bu yazıda listelenen başlıklar iş mevzuatı ve güncel Yargıtay kararlarına göre şekillenmiştir. Buna rağmen Yargıtay Daireleri arasında görüş farklılıkları olduğu gibi bir dairenin de zaman içerisinde görüş değiştirdiği gözden ırak tutulmamalıdır. Bu yazıda şu temel başlıkların açıklamaları yapılmıştır.

  1. İş ve İşçi Hukuku Davaları
  2. İş Hukuku Davalarında Görevli Mahkemeler
  3. İş Hukuku Davalarında Yetkili Mahkemeler
  4. İş Ve İşçi Hukuku Davalarında Yargılama Masrafları
  5. İş Ve İşçi Hukuku Davalarında Vekalet Ücreti
  6. İş Ve İşçi Hukuku Davaları ve Avukatı
  7. İş ve İşçi Hukukunda Geçen Tanımlar
  8. 4857 Sayılı İş Kanunun Kapsamı

İş Hukuku Nedir?

Temel anlamda iş hukukunun işçiler ve işverenler arasındaki ilişkileri inceleyen ve düzenleyen bir hukuk dalı olduğunu söylemek mümkün. Tabii ki toplumsal olarak ana konusu insan faaliyeti ve insan ilişkileri olan pek çok münasebetten bahsedebiliriz.

Söz konusu iş hukuku olduğu zaman yalnızca hizmet akdinden doğan ve bağımlı hizmet yükümlüğü içerisinde olan insan ilişkileri mercek altına alınmaktadır. İş hukuku çalışan, işveren ve bu unsurların devlet ile olan ilişkilerini düzenleme amacıyla yola çıkar. Diğer hukuk dalları ile kıyasla iş hukukunda yoğun bir devlet müdahalesi olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Devletin iş hukuku süreçlerine müdahil olması, onu karma hukuk kapsamına yakınlaştıran etkenlerden bir tanesidir. İş hukuku yalnızca hizmet sözleşmesinin tarafları arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda taraflardan her birinin üye olabileceği örgütler ile olan ilişkilerini de düzenlemektedir.

Bundan ötürü de iş hukuku aslında bireysel iş hukuku ve toplu iş hukuku olmak üzere iki ayrı dalda incelenmektedir. Bununla birlikte toplu iş hukuku da sendikalar hukuku, iş mücadelesi hukuku ve toplu iş hukuku olarak sınıflandırılmaktadır.

İş hukukunun temel prensipleri arasında en önemli ilke işçi lehine yorumun geçerlidir. İş hukukunun en önemli kaynaklarının başında ise tabii ki kanunlar gelmekte. İş hukukuna bağlı olan kanunları iş kanunu, deniz iş kanunu, basın iş kanunu ve sendikalar kanunu olarak sıralamak mümkün.


İş ve İşçi Hukuku Davaları Nelerdir?

İş ve İşçi Hukuku Davaları aşağıda ismen zikredilmiş olup davalara ilişkin tüm ayrıntılara ilgili yazıya tıklanarak ulaşılabilir.  Alacak Davaları, Tespit Davaları ve İş Kazasından ve Meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları olarak 3 genel başlık altında incelemek mümkündür.

♦ İşçilik ve İşçi Alacağı Davaları ♦

  1. Kıdem Tazminatı Davası
  2. İhbar Tazminatı Davası
  3. İşe İade Davası
  4. Kötüniyet Tazminatı Davası
  5. Bakiye Süre Ücreti Davası
  6. Eşit Davranmama Tazminatı Davası
  7. Boştan Geçen Süre Tazminatı Davası
  8. İşe Başlatmama Tazminatı Davası
  9. Sendikal Tazminat Davası
  10. Ücret Alacağı Davası
  11. Fazla Mesai Ücreti Davası
  12. Yıllık İzin Ücreti Davası
  13. Yol ve Yemek Ücreti Davası
  14. Prim Ücreti Davası
  15. Ulusal Bayram ve Genel Tatil ( UBGT ) Ücreti Davası

♦ İş Hukuku Tespit Davaları ♦ 

  1. Hizmet Tespiti Davası ( Sigortalılık Süresinin Tespiti Davası )
  2. Prime Esas Kazancın Tespiti Davası
  3. Diğer Tespit Davaları

♦  İş Kazası ve Meslek Hastalığından Doğan Davalar ♦

  1. İş Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat Davası
  2. İş Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat Davası
  3. Maluliyet Oranının Tespiti Davası
  4. Sürekli İş Göremezlik Oranının Tespiti Davası
  5. Kurumca Belirlenen Maluliyet Oranına İtiraz Davası
  6. Ölümlü İş Kazası Nedeniyle Destekten Yoksun Kalma Davası
  7. İş Kazası Nedeniyle Rücu Davaları

Görevli Mahkeme Hangisidir?

İş mahkemeleri, en basit haliyle işçi ve işveren arasındaki hizmet akdinden doğan hak ve alacaklara ilişkin davaların tamamına bakmaktadır.

İş mahkemeleri tarafından verilen nihai kararlara karşı istinaf yoluna da gidilebilir. Başka bir deyişle iş mahkemesinin verdiği nihai karar, üst dereceli mahkeme tarafından denetlenmek üzere taşınabilmektedir. İş mahkemeleri tek hakimli olarak çalışır ve pek çok büyük şehirde bağımsız iş mahkemeleri bulunmaktadır.

Bağımsız iş mahkemelerinin olmadığı yerlerde ise devreye Asliye Hukuk Mahkemesi girer. İş mahkemelerinin görev alanları iş kanununun geniş kapsamına bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. İş kanununa tabi olarak çalışan her işçi, işten ayrıldığında birtakım alacaklara sahip olacaktır.

Bu alacakları işvereninden alamadığına kanaat getirdiği takdirde işçinin başvuracağı ilk yer iş mahkemesi olacaktır.

04.02.1950 tarihli 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 25.10.2017 tarihinde yayınlanması ile yürürlükten kaldırılmıştır. Buna karşılık her iki kanun arasında paralellik bulunmaktadır. İş ve İşçi Hukuku davalarında hangi mahkemelerin görevli olduğu 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. Maddesinde ( 5521 Sayılı Kanunun 1. Madddesinde ) gösterilmiştir.


Yetkili Mahkeme Neresidir?

İş ve İşçi Hukuku Davalarında Yetkili mahkeme, yürürlükte bulunan 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 6. Maddesinde ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yetkiye ilişkin şartlara göre belirlenmektedir.

  1. Davalı İşyerinin İkametgahı Mahkemesi,
  2. İşin Veya İşlemin Yapıldığı Yer Mahkemesi, işçi şirket adresinden farklı bir yerde çalışıyor ise çalışılan yer mahkemesi,
  3. Davanın birden fazla şirkete açılması halinde Herhangi birinin ikametgahı mahkemesi,
  4. İş kazası nedeniyle açılacak davalarda kazanın gerçekleştiği yer mahkemesi,
  5. İş kazası nedeniyle açılacak davalarda Zararın Meydana Geldiği Yer Mahkemesi,
  6. İş kazası nedeniyle açılacak davalarda İşçinin İkametgahı Mahkemesi

       YETKİLİDİR.

♦ İş Mahkemelerinde Yetki meselesi herhangi bir itiraz söz konusu olmasa bile resen/kendiliğinden gözetilmektedir. Ve İş Kanunun 6. maddesine aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir. ♦


Dava Masrafları Ne Kadardır?

Dava ve yargılama masrafları dava sonunda haksız çıkan taraftan alınmak üzere öncelikle davacısı tarafından karşılanmalı ve davayı bizzat açan taraf ya da vekili avukat tarafından mahkeme veznesine yatırılmalıdır. 6100 Sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanununun 114. Maddesine göre dava şartı olarak değerlendirilen yargılama masraflarının 115. Maddesine giderilmesi için davacıya ya da davacı avukatına “Kesin Süre” verilir. Bu süre içerisinde eksiklik giderilmezse mahkemece dava şartı yokluğundan dava usulden reddedilir.

Mahkeme gider avansları yer yıl adalet bakanlığınca yayımlanan “Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi”ne göre belirlenir. 2020 yılı için 2 tanık ve 1 bilirkişinin atanacağı bir dosyada normal şartlar altında takriben 1500TL masraf yapılacaktır.

Yapılan bu yargılama masrafı dava sonunda HMK 326 maddesi gereğince aleyhine hüküm verilen taraftan dava sonunda icra yolu ile tahsil edilir.


Avukat Masrafları ve Ücretleri Ne Kadardır?

İş ve İşçi Davalarında Vekalet Ücretinin ne kadar olduğunu belirlemek için öncelikle taraflar arasında sözleşme olup olmadığına bakmak gerekir.

Taraflar arasında sözleşme var ise ve sözleşme 1136 Sayılı Avukatlık Kanunundaki emredici hükümlere aykırılık teşkil etmiyorsa sözleşme hükümleri uygulanacaktır. Avukatlık Sözleşmelerindeki Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin altındaki ve kanundaki üst sınırı geçen kısımlar geçersizdir. Avukatlık Yasasına göre avukatlık ücret sözleşmeleri %15’den az ve %25’den fazla olamaz.

Ayrıca Avukatlık Kanununun 164. maddesine göre avukat hem kendi müvekkilinden ve hem de karşı taraftan olmak üzere muhatapları farklı olan iki ayrı vekalet ücretine hak kazanır.

Kanun gereğince karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti Türkiye Barolar Birliğince yayımlanarak yürürlüğe giren “Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi”ne göre hükmedilir.

Bu vekalet ücreti, yani karşı yan vekalet ücreti, ya da kanuni vekalet ücreti 1136 Sayılı Kanunun 164/5(son) fıkrasına göre “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir.” İş ve iş Hukuku davaları ve işçilik alacakları davalarında vekalet ücretleri ve yargılama masrafları nispi olarak hükmedilecektir.

10.000,00TL olarak hükmedilen bir işçilik alacağı davasında vekalet ücreti nispi olarak belirlenecektir. Buna rağmen en az ücretten daha az vekalet ücretine hükmedilemeyeceği 2020 yılı için 3400,00TL asgari vekalet ücretine hükmedilir. Avukatın kendi müvekkilinden alacağı vekalet ücretinin belirlenebilmesi için ise yukarıda söylediğimiz üzere öncelikle taraflar arasında imza edilen sözleşme maddelerine bakmak gerekecektir.

AAÜT ( Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi) ‘nin 5. Maddesi gereğince avukat sadece bir duruşmaya girmiş ya da sadece bir dilekçe vermiş olması halinde bile tüm vekalet ücretlerine hak kazanacaktır.

Bu nedenlerle avukatın ve müvekkilin akde vefa ilkeleri gereğince hukuki sorunun çözümüne kadar sadakatlerini devam ettirmeleri gerekmektedir.


Zorunlu ( Dava Şartı ) Arabuluculuk Şartları Nelerdir?

2017 yılında yürürlüğe giren 7036 Sayılı İş Mahkemeleri kanununa göre, İş ve İşçi Hukukunu ilgilendiren belirli bazı davalarda iş mahkemelerinde dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması zorunlu hale getirilmiştir.

Arabuluculuğa başvurulmaması halinde talep dava şartı yokluğundan usulden reddedilecektir. Bu nedenlerle talep konularınızın değerlendirilmesi ve zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmasının gerekip gerekmediği avukatınız tarafından değerlendirilmelidir. Yine arabuluculuk aşamasında işçi vekilliği de oldukça önemlidir.

Arabulucu müzakereleri sonucunda düzenlenen ve şerh alınmış “Anlaşma Belgesi” mahkeme ilamı niteliğindedir. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/5. maddesinde ( Arabuluculuk Kanununda ) yazılı açık hükümde arabuluculukta üzerinden anlaşılan konularla ilgili olarak taraflarca tekrar dava açılamayacağı özellikle belirtilmiştir. Bu niteliği itibariyle sağlıklı bir arabuluculuk müzakeresi yürütebilmek için Hak ve Alacak Miktarlarınızı Doğru Tespit Etmek hayati önemdedir.

İşçiler yoğun yaşam kaygısı nedeniyle hak ve alacaklarını tam olarak tespit edememekte ve haklarını uygun vasıtalarla arama yollarına başvuramamaktalar. İşverenle olan iş ilişkisinin bütünüyle kapanması sonucunu doğuracak olan anlaşma tutanağının imzasından önce müzakere sürecinin ciddiye alınması ve her bir alacak kaleminizin uygun bir şekilde tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.

İş ve İşçi Hukuku Davalarında Zorunlu Arabuluculuk konusunun önemi büyüktür. Bu nedenlerle bu konuyu irdelediğimiz İş Hukukunda Ve İşçi İşveren Davalarında Arabuluculuk konulu yazımızın okunmasını önemle tavsiye ederiz.


İş Ve İşçi Hukuku Avukatı

İş ve İşçi Hukuku Avukatı şeklinde Türk yargılama sisteminde kanuni bir uzmanlık alanı bulunmamakla birlikte, İş ve İşçi Hukuku Avukatı, ya da İş Davası Avukatı, İş Mahkemesi Avukatı İşçi Avukatı ve İş Avukatı gibi ifadeler genel olarak deneyimi ifade eden sözcüklerdir.

Buna karşılık davanın açılmadan önceki kurgusu, zaman aşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanması, dava türünün belirlenmesi, ispat vasıtalarının ve ispat yükünün değerlendirilmesi, genel olarak dava hazırlığı aşaması oldukça önemlidir.

Davanın yürütülmesi, tanıkların sorgulanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuka aykırı delillere ve taleplere itiraz edilmesi, yasal müracaatların yapılması davanın takibi aşamasında karşılaşılacak sorunlardır.

Davanın sonuçlandırılması, hükmün değerlendirilmesi, temyiz ve istinaf yoluna başvurulması, Yargıtay bozma ve onama kararları hakkında varsa olağanüstü kanun yollarına başvurulması da ayrı bir uzmanlık işidir.

Bu süreçteki eksik ve süresinde yapılmamış bir işlem itiraz hakkının yitirilmesine veya karşı taraf lehine usulü müktesep hak doğmasına neden olacaktır. Bu nedenlerle dava bir dilekçe ile açılırsa da bir dilekçede bitmemektedir. Daha sonraki aşamalarda bir avukatla anlaşılarak dava konusunda anlaşma yapılması halinde yapılacak hiçbir şeyin kalmamış olabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle iş hukuku avukatı, işçi avukatı ve iş davası avukatı olarak bilinen bir avukattan yardım alması ve sürecin sonuna kadar iş mahkemesi avukatları ile çalışılması oldukça önemli ve davanın sıhhati açısından elzemdir.