İcra ve İflas Hukuku bölümü genel bilgilendirme yapmak için yazılmıştır. İcra ve İflas Hukuku 09.06.1932 kabul tarihli ve 19.06.1932 tarihli ve 2128 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu ile düzenlenmiştir.

Devlet kamu alacaklarının tahsili için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yaparken özel hukuk kişileri ve amme alacağı olarak kabul edilmeyen diğer alacakları için kamu tüzel kişileri de İcra ve İflas Kanununa göre alacaklarını tahsil edebilirler. Elinde bir borç belgesine sahip olan ve hiçbir borç belgesi bulunmayan kişiler kanunun izin verdiği usul ile icra takibi başlatma hakkına sahiptirler.

İcra hukuku içinde belli başlı organlar vardır. Bunlar icra müdürlükleri, iflas müdürlükleri ve icra mahkemeleridir. Avukat ve hukuk büroları da şahıs ve kurumların haklarının temin ve muhafazasında hukuki bilgi ve tecrübesini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis ederler.


İcra Hukuku Nedir?

İcra hukuku tanımını borcunu ödeyemeyen borçlunun borcunun, alacaklının talebi üzerine devlet zoru ile taşınmaz ve taşınır varlıklarına el konarak karşılanması şeklinde özetlemek mümkündür.

Bahsi geçen tüm bu icra takibi işlemleri, sonuç itibariyle toplumda huzur ve barış sağlama hedefi ile ilerlemekte ve böylelikle hukuki düzeni korumayı amaçladıkları için bir icra avukatı eliyle takip edilmesi hakların temin ve müdafaası noktasında oldukça önemlidir.

İcra organlarının kurulmasındaki temel amaç ise alacaklının borçluya karşı bizzat kuvvet kullanmasının önüne geçebilmektir. Borçluya karşı zor ve kuvvet kullanmaktan kasıt, kapalı yerleri açma, üst arama, el koyma, meskene girme ve yıkım gibi kapsamlı ve dikkatle uygulanması gereken görevlerdir.

İcra hukukuna yön veren ilkeler arasında öne çıkan birincil ilke, tasarruf ilkesidir. Tasarruf ilkesi kapsamında icra takip işlerimin başlatılması, devam ettirilmesi, sona erdirilmesi veya durdurulması gibi hak ve yetkiler taraflara ait bulunmaktadır.

Başka bir deyişle maddi hukuk çerçevesinde taraflara tanınan tasarruf hakları ve yetkileri, icra hukukuna da yansıyarak tasarruf ilkesini meydana getirir. Bu ilkeye göre ise icra takip işlemleri, tarafların talebine göre ikame ettirilir.

Bu bağlamda bahsedebileceğimiz bir diğer temel icra hukuku ilkesi takip ve usul ekonomisi ilkesi olacaktır. Bu ilke gereğince icra takibi verimlilik, etkinlik, kalite ve tutumluluk gibi hususlar en iyi şekilde değerlendirilerek gerçekleştirilmelidir.


İcra Takibi Nedir?

İcra takibi, Örnek 1 nolu takip talebi ile icra dairesine başvurulması ve başvuru harcı, peşin harç ve tebligat masrafları ve sair yerine getirme harçlarının ödenmesi ile başlamaktadır. Takip talebini alan icra müdürü takip dayanağına ve alacaklının talebine göre borçluya uygun olan icra veya ödeme emrini düzenler. Her bir takip türü için farklı ödeme ve icra emri, varsa borçlu vekiline, yoksa doğrudan borçluya tebliğ edilir.

Tebliğ üzerine borçlunun süresi içinde dosyaya itiraz etmemesi halinde ve ödeme süresi geçtikten sonra alacaklı dosyada haciz isteyebilecektir. Bu halde borçlunun tüm mal varlığının haczi ve muhafazası işlemleri yapılacaktır.

Alacaklı birey, özel hukuk temellerinden doğan hak ve alacaklarını borçlunun kendi rızasıyla yerine getirmemesi durumunda, devlet gücünü kullanmaya yetkisi olan icra ve iflas dairelerine başvurma hakkına sahiptir. Bu bağlamda icra dairesi, kişilerin özel hukuktan doğan alacaklarını tahsil ederken üstün devlet gücünü kullanır ve böylelikle bir bakıma borçlunun hak ve özgürlük alanına müdahalede bulunmuş olur.

Öte yandan icra dairesi aynı şekilde özel hukuktan doğan bu hakların elde edilmesi sürecini kamu hukuku araçlarından faydalanarak yerine getirmektedir. İcra ve iflas hukuku için bir bakıma hem özel, hem de kamu hukukunun karması niteliğinde bir yapı oluşturduğunu söylemek mümkün.


İcra Takip İşlemleri Nelerdir?

İcra takip işlemleri kararın icrasına ve alacağın tahsiline ve dosyanın infazına kadar olan bütün işlemleri ifade eder. Aşağıda kısaca özetlenen bu safahat, haczedilen ve/veya satılan malın türüne, yaşanan husumetlerin şekline borçlu tarafın süreci uzatıp istememesine göre bir ( 1 ) günde bitebileceği gibi yılları da bulabilir. İcra dairesinde işlemler çoğunlukla şikayet edilerek denetlendiği ( Resen Denetim nerdeyse yapılmadığı ) için bir işlemin hukuka uygun yapılmaması halinde bu aykırılık nedeniyle 2-3 yıl sonra örneğin satış aşamasındayken takibin ya da ödeme emrinin iptali gibi bir durum yaşanması mümkündür.

Bu nedenlerle alacaklı yan yapmış olduğu tüm işlemleri büyük bir titizlikle yapmalı ve hukukun kabul ettiği usulle işlemleri tamamlaması gerekmektedir. İcra aşamalarını yani icra takip işlemleri şu şekilde listelenebilir.

  • İcra Takip Talebi
  • Ödeme Ya da İcra Emri
  • Ödeme Yapılması ( Bu halde İcra İnfazen Kapatılır)
  • Haciz Aşaması ( Ödeme Yapılmaması Halinde )
  • İlgilileri Hacizden Haberdar Etme ( 103 Davetiyesi )
  • Kıymet Takdiri Yapılması
  • Kıymet Takdirinden İlgilileri Haberdar Etme
  • Satış Talebi
  • Satış ve İhale Şartlarının Belirlenmesi
  • İhale ve Satış
  • İhalenin Feshi
  • İhalenin Kesinleşmesi
  • Mülkiyetin Alıcıya Geçirilmesi
  • Sıra Cetveli Yapılması
  • Paranın Alıcıya Ödenmesi
  • Harçların Alınması
  • Dosyanın İnfazen Kapatılması

İcra Takibi Başlatılabilen Belgeler Nelerdir?

İcra takibi başlatmak için hiç bir belgeye ihtiyacınız olmadığını öncelikle belirtmek gerekir. Fakat bu halde dosyaya itiraz edilmesi halinde işlemlere devam edilemeyeceğinden icra takibi başlatmak için en makul yol alacaklının elindeki en güçlü ve ispat hukuku yönünden en sıhhatli belge ile takip başlatmasıdır. Buna rağmen icra takibinin bir çok değişkeni göz önünde bulundurularak takip edilmesi gereken bir süreç olduğundan en doğru yol hukukçu vekil tarafından belirlenmelidir. Elinizde bulunan Belgelere göre başlatılabilecek takip türleri şu şekildedir.

  • İlamlı Takipler
  1. Örnek No: 2 ( Eski Örnek No:2)  Taşınır Teslimi veya Taşınmaz Tahliye veya Teslimi
  2. Örnek No: 3 (Eski Örnek No:55) Çocuk Teslimi Veya Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
  3. Örnek No: 4,5 ( Eski Örnek No: 53) Para Borcuna Veya Teminat Verilmesine Dair İlamların İcrası
  4. Örnek No: 6 ( Eski Örnek No: 151) İpoteğin Paraya Çevrilmesi
  5. Örnek No: 44 (Eski Örnek No: 201) Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi Yolu ile İlamlı Takip
  • İlamsız Takipler ( Mahkeme Kararı Dışındaki Belgeler)
  1. Örnek No: 7 ( Eski Örnek No:49 ) İlamsız Takipler
  2. Örnek No: 8 ( Eski Örnek No:50) Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi
  3. Örnek No: 9 ( Eski Örnek No:152) İpoteğin Paraya Çevrilmesi (Ödeme Emri)
  4. Örnek No: 10 ( Eski Örnek No:163) Kambiyo Senetleriyle Haciz Takibi
  5. Örnek No: 11 ( Eski Örnek No:153) İflas Yolu ile Adi Takip
  6. Örnek No: 12 ( Eski Örnek No:52) Kambiyo Senetleriyle İflas Takibi
  7. Örnek No: 13 ( Eski Örnek No:51) Adi Kira ve Hâsılat Kirası
  8. Örnek No: 14 ( Eski Örnek No:56) Tahliye

Belge Olmadan İcra Takibi Başlatılabilir Mi?

Evet, elinizde hiç bir belge olmadan da icra takibine geçebilirsiniz. Buna karşılık dosya borçlusunun itiraz etmesi ile icra takibi duracaktır. Alacağın hukuki niteliği ve belgelerin durumuna göre ispat kuralları değerlendirilerek itirazın iptali davası açıp açmaya karar verilmelidir.


Yetkili İcra Dairesi ve Mahkemeler Nelerdir?

İcra takipleri, bu işlemi başlatmaya yetkili icra dairelerinde açılabilir. Yetkili olmayan bir icra dairesinde takip başlatılması halinde ödeme emrine itiraz edilmesi ile icra takibi kendiliğinde duracaktır. Diğer hallerde de alacaklı yetkisiz icra dairesinde takip açılması nedeniyle doğan yargılama masrafları ve vekalet ücretlerini borçluya ödemek zorunda kalacaktır.

Yetkili İcra dairesi İcra ve İflas Kanununun 50. Maddesinde yazılı olan hüküm gereğince para alacaklarında şu icra daireleri yetkilidir.

  • Akdin Yapıldığı İcra Dairesi; takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi  takibe yetkilidir. ( İİK 50. )
  • Genel yetkili mahkeme; davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ( HMK 6. Madde )
  • Ortak yetkili mahkeme belirlenmemiş ise davalının birden fazla olması halinde dava bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. ( HMK 7. Madde )
  • Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak alacak veya taşınır mal davaları için, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer mahkemesi de yetkilidir. ( HMK 8. Madde )
  • Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlara Türkiye’deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesinde, dava açılır.
  • Sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. ( HMK 10. Madde )
  • Mirastan doğan davalarında özel yetki kuralları vardır.
  • Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
  • Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınırsa ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir. Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Bu hüküm deniz sigortalarından doğan davalarda uygulanmaz.
  • Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”
  • Tacirler veya kamu tüzel kişileri arasındaki yetki sözleşmesi kesindir.

Yetkiye Nasıl İtiraz Edilir?

Alacaklının yukarıda gösterilen esaslara rağmen yetkili olmayan icra dairesinde takip başlatıldığı düşüncesinde olan borçlu başlatılan icra takibinin türüne göre icra dairesine veya icra mahkemesine yetkiye itiraz etmelidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İtiraz edilecek birim dikkatlice değerlendirilmelidir. Aksi halde itiraz edilmemiş sayılacağından büyük hak kayıplarına uğranılması mümkündür.


İcra Takibine Nasıl İtiraz Edilir?

Takip türüne göre itiraz mercileri ve itiraz süreleri farklılık arz etmektedir. İcra dairesine yapılması gereken bir itirazın icra mahkemesine, ya da icra mahkemesine yapılması gereken bir itirazın icra dairesine yapılması halinde ilgili itirazlar geçerli kabul edilmeyecektir.

Bu nedenle hem borçlunun hem de alacaklının yapılan itirazın usule uygun olup olmadığı konusunda doğru bir hukuki görüşü bulunmalıdır. Aksi halde borçlu olmadığınız bir tutarı ödemek zorunda kalabilirsiniz.

İtiraz dilekçesinde bulunan her bir kaydın önemi büyüktür. İtiraz dilekçesinde kayıtlar ve itiraz edilirken ileri sürülen beyanların niteliği ispat yükünü üzerine almanıza neden olabilir. Bu nedenlerle itiraz dilekçelerinin kısa ve öz olmasına dikkat edilmelidir.

İcra takibi akibeti borçluya gönderilen ödeme emri karşısında borçlunun ne yapacağına bağlıdır.

Borçlu dosyaya itiraz etmeden önce takip yolunu ve icra takibi konusu belgenin niteliğini belirlemelidir. Bu belirlemenin bir hukukçu tarafından yapılması hayati önemdedir. Zaman aşımına uğramış bir bono ile icra takibi işlemi başlatılmış olabileceği gibi, alacaklı tarafça kasten farklı bir takip yolu dahi belirlenmiş olabilir. Şu halde icra takibi, örneğin fatura, adi sözleşme, cari hesap gibi imzası tasdik edilmemiş belgelere dayanıyorsa borçluya Örnek 7 ödeme emri gönderilmelidir.

Borçlu tarafından örnek 7 ödeme emrine karşı nasıl bir itiraz yolu izleneceği değerlendirilmelidir. İcra Takibine İtiraz dilekçesinde kullanılan her bir ifade oldukça önemlidir. İcra takibi konusu edilen sözleşme karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olmasına rağmen karşı tarafın edimini yerine getirmeden ödeme itirazı yerinde olmayabilir.

Yine duruma göre sözleşme karşılıklı olarak noksanlıklara sahip iken ve hukuken tanınan ödeme belgelerine sahip değilken, “borcun ödendiği” belirtilerek itiraz edilmesi söz konusu icra takibi içerisinde yapabileceğiniz en büyük hata olabilir. İtiraz dilekçesinin ve itiraz dilekçesindeki ifadeler ileride yaşanacak ispat sorunları nedeniyle hukukçu vekiliniz  tarafından değerlendirilmelidir. İtirazın haksız olması halinde itirazın kaldırılması davası veya itirazın iptali davası sonucunda asıl alacağın %20’si oranında icra ve inkar tazminatı ile cezalandırılmanız söz konusu olacaktır.


İcra Şikayeti

Borçlu veya talebi kısmen ve tamamen reddedilen, ya da hukuka uygun olmayan gerekçelerle kısmen kabul edilen alacaklı, süresi içinde icra mahkemesine memur ve müdür işlemine şikayet yolu ile itiraz edebilirler. İcra şikayeti teknik anlamda bir dava olmayıp, yapılan icra müdürlüğü işlem ya da kararının hukuka uygunluk denetiminin yapılmasıdır. Şikayet süresi kural olarak 7 gündür. Buna karşılık bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı süre sınırlaması olmaksızın şikayet yoluna gidilebilir.

İcra şikayetlerinde basit yargılama usulü uygulanır ve icra mahkemesi duruşmasız işlerde 10 gün içinde karar vermelidir. Duruşmalı işlerde duruşmalar zorunluluk varsa ve en fazla 30 günü geçmemek üzere ertelenebilir.

İcra şikayetleri İcra mahkemelerinde dava açılması şeklinde ikame edilmektedir. Bunun için de diğer dava türlerinde olduğu harç, gider avansı ve tüm deliller davanın başında dilekçeye eklenmelidir. Belli Başlı icra şikayetleri şunlardır.

  • Takibin İptali Şikayeti
  • İcra Emrinin İptali Şikayeti
  • Tebligatın İptali Şikayeti
  • Ittıla Tarihinin Tespiti Şikayeti
  • Memur Muamelesini Şikayet

İcra Davası

İcra Davası ve Davaları, icra hukukundan doğan davaları ifade etmek için, bazen de yanılgılı olarak icra takibinin kendisini ifade etmek için kullanılmaktadır. İcra Davası ve İcra Davaları alacağın tahsil edilmesi, icra emrinin infaz edilmesi ya da ilamda gösterilen hükmün yerine getirilmesi sonucuna ulaşmak için açılan davalardır. Buna karşılık borçlunun haklarının korunması için de icra davaları açılmaktadır. Belli başlı İcra davaları şunlardır.

  • Devlete Tazminat Davası
  • İhtiyati Haciz Kararı ve Davası
  • İtirazın Kaldırılması Davası ( Geçici ve Kesin Kaldırılması )
  • Tahliye Davası
  • İtirazın İptali Davası
  • Takibin İptali Davası
  • Menfi Tespit Davası
  • İstihkak Davası
  • İstirdat Davası
  • Borçtan Kurtulma ( Menfi Tespit )  Davası
  • İflas Davası
  • İptal Davası ( Tasarrufun İptali Davası )
  • Sıra Cetvelinin İptali Davası
  • İhalenin Feshi Davası
  • Tazminat Davaları
  • Haksız İcra Takibi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

İcra Mahkemeleri ve Görev Alanları

Görev alanı itibariyle icra mahkemesi konusuna değinmeden önce icra takip işlemlerinin kanunen hangi konumda durduğuna değinmek gerekir. İcra Takibi ve iflas işlemleri, 2992 sayılı Adalet Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi gereğince aslen Adalet Bakanlığı’nın ana hizmet görevleri arasında kabul edilmiştir.

Bu işlemler icra teşkilatı içerisinde merkez teşkilat tarafından yürütülmektedir. İcra ve iflas daireleri disiplinsel, idari, denetimsel ve gözetimsel işlemleri açısından Cumhuriyet Başsavcılığı, icra mahkemesi ise Adalet Komisyonu Başkanlığı’ına bağlıdır. Buna karşılık icra mahkemeleri icra takip hukukunun uygulaması söz konusu olduğunda tamamıyla bağımsız bir hal alır.

Daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi icra mahkemeleri, herhangi bir üst makamdan emir veya talimat almaksızın vermiş olduğu kararı yerine getirme yetkisine sahiptir. İcra ve iflas daireleri, İcra ve İflas Kanununun yanı sıra Medeni Kanun, Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Bankalar Kanunu, İş Kanunu ve Kamulaştırma Kanunu gibi başka kanunların da yerine getirilmesine yönelik hüküm ve uygulamaları yerine getiren dairelerdir.

İcra mahkemeleri personeli arasında icra müdürü, icra müdür yardımcısı, icra katibi, zabıt katibi ve mübaşir vasıflarından söz etmek mümkün. Hiç bir şekilde avukatın amiri konumunda olduğu anlamına gelmeksizin alacaklı avukatı tarafından açılan taleplerin dolayısıyla denetlenmesi sonucunu doğurur.

İcra mahkemelerinin yükümlülüklerine ve görev alanlarına baktığımız zaman bu yükümlülükleri birkaç alt başlıkta toplayabiliriz. İcra dairelerinin görev alanları para ve kıymetli şeyleri muhafaza etmek (İİK Madde 9; Yön. 8 ve 110), akit yapma yasağı, iş görmekten yasaklılık, dosya, tutanak düzenleme ve saklama (İİK Madde 8; Yön. Madde 22), yapılan ödemeyi kabul ve tahsil edilen parayı ödeme, aydınlatma yükümlülüğü ve veri kayıtlarını koruma yükümlülüğü olmak üzere 7 ana başlık altında toplanabilir.


Haciz Edilebilen Ve haciz edilemeyen Mallar Nelerdir?

İcra takibi davaları kapsamında haczin yerini ve önemini anlayabilmek adına öncelikle haczin tanımına göz atmak gerekir. Temel anlamıyla haciz, devletin bir bireye ait alacağı tahsil etmek amacıyla borçlunun maddi değeri olan mallarına el koyması işlemi olarak tanımlanabilir.

Bununla birlikte icra davaları söz konusu olduğunda en sık görülen dava türlerinin borca itiraz haciz davaları olduğunu söylemek mümkündür. Haciz kavramı, İcra ve İflas Kanununun 83. maddesinde belirlenmiş bir işlem olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte kanunda haciz, farklı maddeler ve başlıklar altında farklı açılardan ele alınmıştır. Örneğin haczi caiz olmayan mallar ve haklar, 18.02.1965 tarihli 538 sayılı kanunun 46. maddesinde sıralanmıştır.

Buna göre ekonomik faaliyeti bedeni çalışmasına dayanan borçlunun mesleğine sürdürebilmesi için gerekli olan eşyalar, borçlu ve ailesi için lüzumlu olan eşyalar (para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taşlar ve antika özelliği taşıyan süs eşyaları hariç), borçlunun ve ailesinin iki aylık yiyecek ve yakacakları, borçlu çiftçi ise gelecek mahsül için lazım olan tohumluğu ve Borçlar Kanunu’nun 510. maddesine göre haciz edilmemek üzere belirlenmiş olan kaydı hayatla iratlar, haciz konulamayan hakların arasında öne çıkanlardır. Bununla birlikte borçlu bireyin maaş haczi ile ilgili ayrı bir kanun metni de yer almaktadır. Bu bağlamda İİK’nın 83. maddesine göre maaşlar, her türlü tahsisat ve ücretler, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar sunulduktan sonra haciz edilebilir.


İcra İşlemleri Nedeniyle Devlete Dava

İcra işlemleri nedeniyle devlete dava açılması mümkündür. İcra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından dolayı dava açılması Adalet bakanlığına dava açılabileceği İcra ve İflas Kanununun 5. Maddesinde gösterilmiştir. Bu hükümlere göre devletin zararın ortaya çıkmasında kusuru olan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu maddeye dayanılarak açılacak davalar adliye mahkemelerinde ( Asliye Hukuk Mahkemelerinde ) görülecektir.

Zamanaşımı süresi, bu hükümler göre açılacak tazminat davaları, zararı öğrendiği günden bir sene ve her halde zararı doğuran eylemin ortaya çıkmasından on sene geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Eylem cezayı gerektiriyorsa, ceza davası için uygulanacak zamanaşımı süresi tazminat davasında da kullanılır.


Haksız İcra Takibi ve Haciz

Haksız icra takibi ve haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açılmadan önce haksızlığın kimin tarafından yapıldığı öncelikle belirlenmelidir. Bu belirlemeden sonra bir manevi tazminat istemek için şartların bulunup bulunmadığı üzerinde durulacaktır.

Yukarıda izah edildiği üzere alacaklıya bir kusur izafe edilemediği ve icra müdürlüğü personelinin iş ve eylemleri nedeniyle bir zararın doğması halinde bu zarardan icra ve iflas kanununun 5. maddesi gereğince devlet sorumlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumu örnek üzerinden değerlendirmemizde yarar görüyoruz.

Örneğin borçlu olunmayan bir tutarın takibe konulması halinde bu durumdan avukatın mı, alacaklının mı, ya da icra müdürlüğünün mü sorumlu olduğunu belirlemek için, kimin neyi ne kadar bildiği ya da bilmesi gerektiği üzerinden değerlendirme yapılması gerekmektedir.


Haksız İcra Takibi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası

Haksız icra takibi nedeniyle maddi tazminat, icra takibi nedeniyle uğranılan bütün maddi zararların karşılığı olmak üzere hesap edilebilir zararlardır. İcra dosyasının ferileri niteliğindeki faiz, avukatlık masrafları, borçlu olunmayan tutarın ödenmesi, maaşı yahut banka hesaplarından kesilen tutarlar Haksız İcra Takibi Nedeniyle Maddi Tazminat kalemlerine örnek olarak gösterebiliriz.

Haksız icra takibi nedeniyle manevi tazminat için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra ilgilinin manevi şahsiyetine de zarar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay sadece icra takibine geçilmiş olması halinde manevi tazminata hükmedilmesini hukuka aykırı bulmadığına dair kararları vardır.

Buna rağmen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2001/3457 Esas 2001/7134 karar ve 3.7.2001 tarihli kararında “Haksız icra takibi ve haksız haciz yapılması işlemleri sorumluluk hukuku ilke ve kuralları gereğince haksız eylem niteliğin de olup, maddi ve manevi tazminatı gerektirdiği kabul edilmektedir. Haksız haczin, takibin kişilik hakkına saldırı oluşturduğu da belirgindir” denilmiştir. Buna rağmen haciz yapılmamasına rağmen sadece icra takibine geçilmiş olmasının manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceği konusunda içtihat birliği oluşmamıştır. Bu halde dava ve olayın şartlarına göre değerlendirme yapılmalıdır.


İcra Avukatı

İcra Avukatı, icra takip işlemlerini baştan sona kadar takip eden ve kararın infazı ve alacağın tahsil edilmesi için bilgi ve emeğini belirli bir ücret karşılığında adaletin hizmetine ve kişilerin yararlanmasına sunan avukatlık dalıdır. En iyi icra avukatı, uzman icra avukatı gibi bir sınıflandırmanın hukuki ve nesnel olmadığını belirtmek isteriz.

Buna karşılık icra hukukunu ayrıntıları ile bilinmesi bu nitelendirme için doğru kabul edilebilir. Hukuk sistemimizde bu alanda vatandaşların bir avukat tutma mecburiyetleri bulunmuyorsa da icra ve iflas hukukunun çok ayrıntılı ve dikkat isteyen bir süreç olması nedeniyle uzmanlık istediği göz önünde bulundurmaları yararlarına olacaktır. Aksi halde büyük zaman, para ve emek zayiatına sebebiyet verebilirler.

Ticaret şirketlerinin ve özel kişilerin alacaklarının takip ve tahsili, taşınmazların tahliyesi, kiralık menkullerin kiralayana iadesi, borçluların iflas süreçlerinin başlatılması, iflas ve iflas erteleme davalarına müdahil olunması, mahkeme kararı, sözleşme, tahkim kararı, arabuluculuk metni, kira kontratı, bono, poliçe, çek, sözleşme ve sair her türlü belgeye bağlı ya da herhangi bir belgeye bağlı olmayan alacakların tahsil ve takibi ve bağlı davaların takibi faaliyet alanımız içerisindedir.