YAZILAR

// Ticaret ve Şirketler Hukuku | Genel Olarak

Genel hatlarıyla ticari kanun ve yasaları oluşturma, düzenleme ve yürütme görevini üstlenen ticaret ve şirketler hukuku, aslen "ticari işletme" esasına dayanmaktadır. Ticari işletme esası, Türk Ticaret Kanunu'nun Birinci Kitap, Birinci Kısım, 11. maddesi kapsamında açıklanmış ve belirtilmiştir. "Ticaret hukuku nedir?" sorusunun cevabını arıyorsak her şeyden önce ticari işletmenin temel tanımına göz atmak ve bu tanımı çok iyi idrak etmek gerekir. Her ne kadar ticari işletme kavramı kanunda farklı şekillerle ve yollarla tanımlanmış olsa da, temelde bir ticari işletme için "ticarethane, fabrika veya ticari amaçla işletilen müesseseler" tanımını yapmak uygun olabilir. Dolayısıyla ticaret hukuku ve şirketler hukuku da bu tanıma uymakta olan tüm işletmelerin kanun ve yasalarını düzenlemekle ve onların haklarını korumakla yükümlü bir hukuk dalı niteliğini taşımaktadır. Ticaret ve şirketler hukukunu daha iyi kavrayabilmek ve anlayabilmek için ticaret ile ilgili farklı tanımlara, ticaret avukatlarının sorumluluk alanlarına ve ticaret mahkemelerinin gördüğü dava türlerine daha yakından bakmak gerekir.

Ticaret ve Şirketler Hukuku Nedir?

 

Ticaret ve Şirketler Hukuku

Ticaret ve şirketler hukuku
nun detaylarına inmeden önce işletme kavramının ticaret hukukundaki yerini anlamakta fayda var. Ticaret hukuku işletme kavramı için birden fazla kıstas getirerek ticari bir işletmenin var olabilmesi için hangi koşullara uyması gerektiğini tanımlamıştır. Bu tanıma göre (TTK m. 11) bir işletme, gelir sağlama hedefi sahibi olmalı, devamlılık ilkesi üzerine faaliyet göstermeli ve belirli bir etkinlik çapını aşmış olması gerekmektedir. Gelir sağlama hedefinden kasıt, işletmenin gelir sağlıyor olması ya da zarar etmiyor olması değildir; önemli olan işletmenin aktif bir biçimde gelir elde etme amacı güdüyor olmasıdır. Devamlılık ise süreklilik ilkesini temsil eder ve dönemsel ya da periyodik çalışan işletmeler de ticari işletme niteliği taşımaya devam eder. Ticari işletmenin belirli bir etkinlik çapını aşması ise esnaf işletmesine göre belirlenen bir sınırdan oluşur ve bir işletmenin ticari işletme olarak nitelendirilmesi için kanunda ayrıca belirlenmiş olan esnaf işletmesi sınırlarını aşmış olması gerekir. Bu bilgiler ışığında ticaret hukuku aslen bu kriterlere uyan işletmeleri koruyan ve düzenleyen kanun ve yasalar oluşturma üzerine çalışır demek mümkün. Ticaret ile ilgili tüm hukuksal mevzuatı kapsayan ticaret hukuku, işletmelerin ve bireylerin arasındaki ticari ilişkileri düzenleyici bir rol üstlenmektedir. Ticaret hukukunun hükümleri çoğunlukla Ticaret Kanunu'nda toplanmış ve düzenlenmiştir. Bununla birlikte Sermaye Piyasası Kanunu ile Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu da ticaret hukukunun alt dallarında yer almaktadır. Ticaret hukukunun yan dalı olarak nitelendirebileceğimiz şirketler hukuku ise genel olarak ticari şirketlerin kurulması, devredilmesi, bölünmesi, birleşmesi veya tasfiyesi gibi konuların ele alındığı bir hukuk dalıdır diyebiliriz. Ticari şirketlere ilişkin tüm hukuki yükümlülük ve mevzuatlar bu hukuk dalı altında işlenmekte ve düzenlenmektedir.

Ticaret Avukatı Nedir?

 

Her hukuk dalında olduğu gibi ticaret ve şirketler hukukunda da mevzuat, hükümler ve kanunlarla ilgilenen uzman avukatlar bulunmaktadır. Ticaret avukatı ya da ticaret hukuku avukatı olarak bilinen avukatlar ticari ilişkiler sonucu doğan her türlü davaya bakmaktan sorumlu avukatlardır ve ticaret mahkemesi bünyesinde görev alırlar. Ticari davalar, TTK'nın Kanun Uygulama Alanları bölümünde 4. maddede tanımlanmıştır. Buradaki en önemli noktalardan bir tanesi, bir davanın ticaret davası olarak sayılabilmesi için taraflardan en az birinin tacir sıfatını taşıyor olması gerekliliğidir. Aksi takdirde dava ticari dava olmaktan çıkar, dolayısıyla da ticaret avukatının ilgi ve uzmanlık alanına dahil edilemez. Ağırlıklı olarak ticaret hukuku davalarına bakan ticaret avukatlarının bu mesleği yapabilmeleri için herhangi bir özel ihtisas, eğitim ya da sertifikasyon almaları gerekmemektedir. Bu hukuk dalını seçen avukatlar genellikle kariyerleri boyunca ticaret hukukuna ve alt dallarına yoğunlaşarak ilgili dokümanları, evrakları, mevzuatları, dava dosyalarını ve içtihatları okuyarak ve inceleyerek organik olarak ticaret hukuku ile ilgili gerekli bilgilere ulaşırlar. Akabinde mesleğini daha çok ticari davalar etrafında şekillendiren ticaret avukatları, ticaret hukuku davalarını üstlenmeye yoğunlaştıkları takdirde bu dalda hizmet verebilmek için gerekli deneyimi de edinmiş olurlar. Tabii ki hukukun diğer dalları da dahil olmak üzere her türlü meslek dalında olduğu gibi, uzman ve yetkin bir ticaret avukatı olabilmek adına kapsamlı bir eğitim, donanımlı bilgi ve birinci elden edinilmiş deneyim olması elzemdir. Bu niteliklere ve özelliklere sahip olan avukatların genellikle başarılı bir kariyer grafiği göstererek müvekkilleri tarafından güvenle tercih ve tavsiye edildiğini söylemek mümkün.

 

Ticaret Mahkemesi Hangi Davaları İnceler?

 

Ticari davaların görülmesine zemin oluşturan ticaret mahkemesi temel olarak Asliye Mahkemeleri'nin bünyesinde bulunur. Ticaret mahkemeleri ya da diğer adıyla asliye ticaret mahkemeleri, Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görev alanına giren her türlü ticari davalara bakmakla yükümlü olan mahkemelerdir. Bu husus, TTK'nın 5. maddesinde belirtilmiştir. Bu mahkemenin ilgi ve uzmanlık alanına girmeyen diğer her türlü dava ise asliye hukuk mahkemesine devredilerek orada çözümlenir. Tam olarak hangi davaların ticaret mahkemesinde işlendiğine yakından bakacak olursak aslen Türk Ticaret Kanunu'nun dördüncü maddesini incelememiz gerekmektedir, zira bu mahkemelerin ele aldığı tüm dava türleri burada açık ve belirgin bir şekilde belirlenmiştir. Ticaret mahkemesinin görev alanına giren dava türleri oldukça fazla olmakla birlikte birkaç ana başlık altında toplanabilir. Bu başlıkları Türk Ticaret Kanunu'nun 376. maddesinde kapsamlı bir biçimde ele alınmış olan iflas, yine Türk Ticaret Kanunu'nun 881. maddesinde ele alınmış olan ipotek, her türlü alacak davası, deniz ticareti prosedürleri, istirdat, kira prosedürleri, kooperatif prosedürleri, mülkiyet prosedürleri, sigorta, tapu işlemleri ve ticari şirket süreçleri olarak sıralamak mümkün. Bununla birlikte ticaret mahkemesi aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu'nun 651. maddesinde belirtilmiş olan kıymetli evrak iptali, banka teminat mektubu hükümsüzlükleri, el atmanın önlenmesi, hakem tayini ve hakem reddi ve menfi tespit gibi konularla da doğrudan ilgilenmektedir. Ticari mahkemelerin incelediği dava türlerinin çok büyük bir kısmını alacak davalarının oluşturduğunu söylemek mümkün. Bahsi geçen bu alacak türleri bankacılık işlemlerinden, ticari kredi sözleşmelerinden, finansal kiralamadan ve hizmet sözleşmesinden kaynaklanan nisbi alacaklar başta olmak üzere pek çok farklı sebepten doğabilmektedir. Ticaret hukuku dünyasında alacak davaları söz konusu olduğunda yaygın olarak bilinen 60'tan fazla alacak türü davası mevcuttur. Ticari işletmelere yönelik her türlü tazminat davasının da aynı şekilde ticaret hukukunun inceleme ve çözümleme alanına girdiğini söyleyebiliriz.

 

İşletmeler İçin Ticaret Hukuku

 

Ticaret hukuku kavramını ve bir işletmenin ticari işletme olarak nitelendirilmesi için gerekli hususları ele aldık. İşletmeler için ticaret hukuku söz konusu olduğu zaman bilinmesi ve dikkat edilmesi gereken birkaç önemli nokta daha bulunmaktadır. Aslına bakıldığında ticaret hukukuna ilişkin pek çok kavram ticari işletmeye dayalı olarak açıklanmaktadır. Buna verilebilecek en güzel örnek, tacir kelimesinin tanımıdır. Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde tacir, "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi" olarak tanımlanmaktadır. Bu varsayım ile birlikte aslında ticaret hukukunun ticari işletmeden bağımsız olarak ele alınmaması ve düşünülmemesi gerektiğini söyleyebiliriz. Yine Türk Ticaret Kanunu'ndaki bilgilere dayanarak üç farklı ticari işletme tipi olduğunu söylemek mümkün. Ticarethane, fabrika ve ticari şekilde işletilen diğer müesseseler olarak sınıflandırılmakta olan ticari işletme türlerinin her biri, ticaret hukuku kapsamında ayrı ayrı kategorize edilerek korunmakta ve düzenlenmektedir. İşletmeler için ticaret hukuku kavramı ele alındığında dikkate alınması gereken bir diğer husus da ticari işletmelerin malvarlığıdır. Bilindiği üzere ticari işletmeler sermaye adı altında çeşitli malvarlığı değerlerini bir araya getirerek iktisadi faaliyette bulunmayı amaçlar. İşletmelerin sermaye koyma borçları, TTK'nın 126. maddesinde detaylıca belirtilmiştir. En küçük işletme biriminde bile işletme sahibi, kendi kişisel malvarlığı başta olmak üzere çeşitli değer ve varlıkları işletmesine tahsis eder. Kendi sermayesinde bulunmayan değerleri ise kiralama veya ödünç yolu ile işletmesi için temin etmeye çalışır. Belirli bir zaman zarfı içerisinde ekonomik bir bütün oluşturmaya başlayan ve işletmeye anlam katan bu değerler de tabii ki hem işletme sahibi, hem de tüketici ve diğer ortaklar adına koruma ve güvence altına alınmalıdır. Bu noktada da yine ticaret hukuku devreye girerek her tarafın haklarını korumayı amaçlar. Bunlarla birlikte ticari bir işletmenin bölünmesi, ticari işletmenin devri (TTK m. 49) ve ticari işletmenin rehni de yine ticaret hukukunun inceleme alanına giren diğer konulardır.

 

Ticaret Hukuku Ortaklar Arası Anlaşmazlıklar

 

Bilindiği üzere ticari işletmeler tek bir kişi ile kurulabileceği gibi birden fazla kişinin ortaklık kurması ile de başlatılabilmektedir. Ticaret hukuku kapsamında ortaklık ile ilgili her türlü hüküm, TTK'nın Üçüncü Bölümü kapsamında Ortakların Hak ve Borçları başlığı altında 593.-615. maddeler arasında kanunlaştırılmıştır. Özellikle sermaye ve maliyet paylaşımı açısından her bir taraf için kolaylık ve rahatlık sağlayan ticari ortaklık, tarafların menfaati ve güvencesi açısından hukuksal olarak ele alınması gereken kritik kavramların başında gelir. Ticaret ortaklıklarının kollektif ortaklık, komandit ortaklık, limited ortaklık, anonim ortaklık ve kooperatif olmak üzere farklı çeşitleri bulunmaktadır. Kollektif ve komandit ortaklıklar daha çok şahıs ortaklıkları olarak bilinir ve bu ortaklıklarda sermayeden çok şahıs ağır basmaktadır. Bundan ötürü de şahıs ortaklığının kurulmasında, devam etmesinde ve sona erdirilmesinde en önemli unsur kişi olarak boy gösterir. Bir diğer ortaklık türü de sermaye ortaklığıdır. Sermaye ortaklığına örnek olarak rahatlıkla anonim ve limited şirketler örnek verilebilir. Sermaye ortaklıklarının şahıs ortaklıklarından en büyük farklı, yönetim, denetim ve temsil gibi unsurların kişilerde değil organlarda olması ve ortaklardan birinin iflası veya ölümü sonrasında ortaklığın sona erdirilmemesidir. Bu bilgiler ışığında ticaret hukuku ortaklık kavramına özel kanun ve yasalar oluşturmuş ve yürürlüğe koymuştur. Ortaklar arasında herhangi bir anlaşmazlık söz konusu olduğu takdirde ticari işletmenin hangi ortaklık türü ile kurulmuş olduğuna bakılır ve bahsi geçen ortaklık türüne yönelik belirlenmiş olan kanun ve yasalar devreye girer. Ticaret hukukunda ortaklıklar arasındaki anlaşmazlıkların çözülmesi yolundaki en kritik gösterge, ortaklığa başlanmadan önce hükümleri belirlenen ve taraflarca imzalanan ortaklık sözleşmesidir. Doğabilecek her türlü anlaşmazlık ve ortaklar arasındaki çatışma, bu sözleşmede belirlenen maddeler ışığında incelenerek çözümlenmeye çalışılır. Bununla birlikte Türk Ticaret Kanunu'nda bahsi geçen anlaşmazlıkları minimize etmek ve adaleti sağlamak adına ortaklık sözleşmeleri ile ilgili belirlenmiş kanunlar da tarafların haklarını korumaya yönelik olarak tasarlanmıştır ve anlaşmazlık durumunda başvurulması gereken diğer önemli etmenlerdir. Ortakların kanunen belirlenmiş hak ve borçları arasında kazanca, zarara ve tasfiye sonucuna katılma ve rekabet etmeme gibi sorumluluklar ve denetleme ile gider, faiz ve ücret isteme hakkı gibi maddeler bulunmaktadır.

 

İstanbul Ticaret Hukuku

 

İstanbul ticaret hukuku davaları ve süreçleri söz konusu olduğunda en geniş ticaret hukuku bürosu ağına sahip olan şehirlerden bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzmanlaşmış avukatların görev aldığı ticaret hukuku büroları her türlü ticari davayı inceleyip çözümlemek amacıyla hizmet vermektedir. Öcal Hukuk Bürosu limited, anonim, komandit ve kollektif şirketlerin kurulması, hisse devri gerçekleştirilmesi, şirket birleşmelerinin yürütülmesi, iflas veya tasfiye işlemlerinin tamamlanması, alacak tahsili ve takibinin yapılması, taşıma sözleşmeleri ve sigorta davaları başta olmak üzere ticaret hukuku alanı altında kapsamlı ve güvenilir hizmet verme ilkesi ile çalışmaktadır. En güncel mevzuatı, son çıkan Yargıtay kararlarını ve hukuk dünyasında meydana gelen gelişmeleri yakından takip eden Öcal Hukuk Bürosu, müvekkillerinin haklarını ön planda tutmayı kendine ilke edinmiştir. Öcal Hukuk Bürosu ile ticaret ve şirketler hukuku ile ilgili her türlü dava ve süreçte en iyi ve kaliteli hizmeti almanız mümkün.


 

Limited, anonim, komandit, kollektif şirketlerin ve şahıs şirketlerinin kurulması, yönetilmesi, hisse devirlerinin yapılması, başka bir şirketlerle birleşme işlemlerinin yürütülmesi, iflas ve tasfiye işlemlerinin yürütülmesi, haksız rekabet hükümlerine göre zarar verilen hakların tanzimi, mevcut tecavüze son verilmesi işlemleri, kıymetli evrakların ( Bono, Poliçe, Çek v.d) ve tüm ticari işlerden kaynaklı alacakların tahsil ve takibi, navlun sözleşmeleri, taşıma sözleşmeleri, deniz ticaretinden kaynaklı her türlü dava ve icra takipleri, donatan ve donatma iştiraki işlerinden kaynaklı dava ve takipler, sigorta ( Mal Sigortası, Hayat Sigortası, Kaza Sigortası, Hastalık Sigortası, Sağlık Sigortası, Mesleki Sorumluluk Sigortası) davaları faaliyet alanımız içerisindedir.


İletişime Geçin


 

Hızlı Erişim