İcra Ve İflas Hukuku

// İcra Ve İflas Hukuku

İcra ve İflas Hukuku | Avukatı bölümü genel olarak icra ve iflas hukuku hakkında genel bilgilendirme yapmak için yazılmıştır. İcra ve İflas Hukuku 09.06.1932 kabul tarihli ve 19.06.1932 tarihli ve 2128 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanunu ile düzenlenmiştir. Devlet kamu alacaklarının tahsili için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre işlem yaparken özel hukuk kişileri ve amme alacağı olarak kabul edilmeyen diğer alacakları için kamu tüzel kişileri de İcra ve İflas Kanununa göre alacaklarını tahsil edebilirler. Elinde bir borç belgesine sahip olan ve hiçbir borç belgesi bulunmayan kişiler kanunun izin verdiği usul ile icra takibi başlatma hakkına sahiptirler.

İcra hukuku içinde belli başlı organlar vardır. Bunlar icra müdürlükleri, iflas müdürlükleri ve icra mahkemeleridir. Avukat ve hukuk büroları da şahıs ve kurumların haklarının temin ve muhafazasında hukuki bilgi ve tecrübesini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına tahsis ederler. 


İcra İflas Hukuku


a. İcra Takibi

 

İcra takibi, alacaklı veya avukatının Örnek 1 nolu takip talebi ile icra dairesine başvurması ve başvuru harcı, peşin harç ve tebligat masrafları ve sair yerine getirme harçlarının ödenmesi ile başlamaktadır. Takip talebini alan icra müdürü takip dayanağına ve alacaklının talebine göre borçluya uygun olan icra veya ödeme emrini düzenler. Her bir takip türü için farklı ödeme ve icra emri, varsa borçlu vekiline, yoksa doğrudan borçluya tebliğ edilir. Tebliğ üzerine borçlunun süresi içinde dosyaya itiraz etmemesi halinde ve ödeme süresi geçtikten sonra alacaklı dosyada haciz isteyebilecektir. Bu halde borçlunun tüm mal varlığının haczi ve muhafazası işlemleri yapılacaktır. 


b. İcra Takip İşlemleri

 

İcra takip işlemleri kararın icrasına ve alacağın tahsiline ve dosyanın infazına kadar olan bütün işlemleri ifade eder. Aşağıda kısaca özetlenen bu safahat, haczedilen ve/veya satılan malın türüne, yaşanan husumetlerin şekline borçlu tarafın süreci uzatıp istememesine göre bir ( 1 ) günde bitebileceği gibi yılları da bulabilir. İcra dairesinde işlemler çoğunlukla şikayet edilerek denetlendiği ( Resen Denetim nerdeyse yapılmadığı ) için bir işlemin hukuka uygun yapılmaması halinde bu aykırılık nedeniyle 2-3 yıl sonra örneğin satış aşamasındayken takibin ya da ödeme emrinin iptali gibi bir durum yaşanması mümkündür. Bu nedenlerle alacaklı yan yapmış olduğu tüm işlemleri büyük bir titizlikle yapmalı ve hukukun kabul ettiği usulle işlemleri tamamlaması gerekmektedir. İcra safahatlarını şu şekilde listeleyebiliriz.

 

İcra Takip Talebi

Ödeme Ya da İcra Emri

Ödeme Yapılması ( Bu halde İcra İnfazen Kapatılır)

Haciz Aşaması ( Ödeme Yapılmaması Halinde )

İlgilileri Hacizden Haberdar Etme ( 103 Davetiyesi )

Kıymet Takdiri Yapılması

Kıymet Takdirinden İlgilileri Haberdar Etme

Satış Talebi

Satış ve İhale Şartlarının Belirlenmesi

 İhale ve Satış

İhalenin Feshi

İhalenin Kesinleşmesi

Mülkiyetin Alıcıya Geçirilmesi

Sıra Cetveli Yapılması

Paranın Alıcıya Ödenmesi

Harçların Alınması

Dosyanın İnfazen Kapatılması

 


c. İcra Takibi Başlatılabilen Belgeler

 

İcra takibi başlatmak için hiç bir belgeye ihtiyacınız olmadığını öncelikle belirtmek gerekir. Fakat bu halde dosyaya itiraz edilmesi halinde işlemlere devam edilemeyeceğinden icra takibi başlatmak için en makul yol alacaklının elindeki en güçlü ve ispat hukuku yönünden en sıhhatli belge ile takip başlatmasıdır. Buna rağmen icra takibinin bir çok değişkeni göz önünde bulundurularak takip edilmesi gereken bir süreç olduğundan en doğru yol icra avukatı tarafından belirlenmelidir. Borç dayanağına göre takip türleri şu şekildedir.

 

A- İlamlı Takipler ( Mahkeme Kararına Davalı

 

Örnek No: 2 ( Eski Örnek No:2)  Taşınır Teslimi veya Taşınmaz Tahliye veya Teslimi

Örnek No: 3 (Eski Örnek No:55) Çocuk Teslimi Veya Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

 Örnek No: 4,5 ( Eski Örnek No: 53) Para Borcuna Veya Teminat Verilmesine Dair İlamların İcrası

 Örnek No: 6 ( Eski Örnek No: 151) İpoteğin Paraya Çevrilmesi

 Örnek No: 44 (Eski Örnek No: 201) Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi Yolu ile İlamlı Takip

 

B- İlamsız Takipler ( Mahkeme Kararı Dışındaki Belgeler)

 

Örnek No: 7 ( Eski Örnek No:49 ) İlamsız Takipler

  Örnek No: 8 ( Eski Örnek No:50) Taşınır Rehninin Paraya Çevrilmesi

 Örnek No: 9 ( Eski Örnek No:152) İpoteğin Paraya Çevrilmesi (Ödeme Emri)

Örnek No: 10 ( Eski Örnek No:163) Kambiyo Senetleriyle Haciz Takibi

Örnek No: 11 ( Eski Örnek No:153) İflas Yolu ile Adi Takip

Örnek No: 12 ( Eski Örnek No:52) Kambiyo Senetleriyle İflas Takibi

Örnek No: 13 ( Eski Örnek No:51) Adi Kira ve Hâsılat Kirası

Örnek No: 14 ( Eski Örnek No:56) Tahliye

 


d. Yetkili İcra Dairesi ve Mahkemeler

 

Hukuki işlemler ve davaların tamamı bu işlemi başlatmaya yetkili ve görevli olan merci ve mahkemelerde açılabilir. Yetkili olmayan bir icra dairesinde takip başlatılması halinde ödeme emrine itiraz edilmesi ile icra takibi kendiliğinde duracaktır. Diğer hallerde de alacaklı yetkisiz icra dairesinde takip açılması nedeniyle doğan yargılama masrafları ve vekalet ücretlerini borçluya ödemek zorunda kalacaktır.

Yetkili İcra dairesi İcra ve İflas Kaununun 50. Maddesinde yazılı olan “Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir.” Buna göre para alacaklarında şu icra daireleri yetkilidir.

► Akdin Yapıldığı İcra Dairesi; takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi  takibe yetkilidir. ( İİK 50. )

► Genel yetkili mahkeme; davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. ( HMK 6. Madde )

► Davalının birden fazla olması halinde yetki; Dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. ( HMK 7. Madde )

► Bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak davalarda yetki; Memur, işçi, öğrenci, asker gibi, bir yerde geçici olarak oturanlara karşı açılacak alacak veya taşınır mal davaları için, orada bulunmaları uzunca bir süre devam edebilecekse, bulundukları yer mahkemesi de yetkilidir. ( HMK 8. Madde )

Türkiyede yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde yetki ; “Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayanlar hakkında genel yetkili mahkeme, davalının Türkiye’deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir. Ancak, diğer özel yetki hâlleri saklı kalmak üzere, malvarlığı haklarına ilişkin dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir.” ( HMK 9. Madde )

► Sözleşmeden doğan davalarda yetki; sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. ( HMK 10. Madde )

Mirastan doğan davalarda yetki;

“(1) Aşağıdaki davalarda, ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir:

a) Terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalar.

b) Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar.

(2) Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir.

(3) Mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin davalarda, mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.

 Şubeler ve tüzel kişilerle ilgili davalarda yetki; “Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.”

 Sigorta sözleşmelerinden doğan davalarda yetki; “Zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkinse, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkinse, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir. Can sigortalarında, sigorta ettirenin, sigortalının veya lehtarın leh veya aleyhine açılacak davalarda onların yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Bu hüküm deniz sigortalarından doğan davalarda uygulanmaz.”

 Haksız fiilden doğan davalarda yetki; “Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir.”

 Yetki sözleşmesi ile Kararlaştırılan Yetkili Yer; “ Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.”


e. Yetkiye İtiraz

 

Alacaklının yukarıda gösterilen esaslara rağmen yetkili olmayan icra dairesinde takip başlatıldığı düşüncesinde olan borçlu başlatılan icra takibinin türüne göre icra dairesine veya icra mahkemesine yetkiye itiraz etmelidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır.


f. İcra Takibine İtiraz

 

Borçlu tarafına gönderilen icra veya ödeme emrine karşı borçlu olmadığı, borcun zamanaşımına uğradığı, borcu ödediği, dayanak belge altındaki imzanın kendisine ait olmaması, faizin oranının ve türünün hukuka uygun olmaması ve takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması nedenleriyle takibe ve ödeme emrine karşı yetkili mercide süresi içinde itiraz etmesi gerekmektedir. 

Takip türüne göre itiraz merciileri ve itiraz süreleri farklılık arzetmektedir. İcra dairesine yapılması gereken bir itirazın icra mahkemesine, ya da icra mahkemesine yapılması gereken bir itirazın icra dairesine yapılması halinde ilgili itirazlar geçerli kabul edilmeyecektir.

Bu nedenle hem borçlunun hem de alacaklının yapılan itirazın usule uygun olup olmadığı konuısunda doğru bir hukuki görüşü bulunmalıdır. Aksi halde borçlu olmadığınız bir tutarı ödemek zorunda kalabilirsiniz.

İtiraz dilekçesinde bulunan her bir kaydın önemi büyüktür. İtiraz dilekçesinde kayıtlar ve itiraz edilirken ileri sürülen beyanlar

 


g. İcra Şikayetleri

 

Borçlu veya talebi kısmen ve tamamen reddedilen, ya da hukuka uygun olmayan gerekçelerle kısmen kabul edilen alacaklı, süresi içinde icra mahkemesine memur ve müdür işlemine şikayet yolu ile itiraz edebilir.

Şikayet süresi kural olarak 7 gündür. Buna karşılık Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı süre sınırlaması olmaksızın şikayet yoluna gidilebilir.

İcra şikayetlerinde basit yargılama usulü uygulanır ve icra mahkemesi duruşmasız işlerde 10 gün içinde karar vermelidir. Duruşmalı işlerde duruşmalar zorunluluk varsa ve en fazla 30 günü geçmemek üzere ertelenebilir.

İcra şikayetleri İcra mahkemelerinde dava açılması şeklinde ikame edilmektedir. Bunun için de diğer dava türlerinde olduğu harç, gider avansı ve tüm deliller davanın başında dilekçeye eklenmelidir. Belli Başlı icra şikayetleri şunlardır.

 

Takibin İptali Şikayeti

İcra Emrinin İptali Şikayeti

Tebligatın İptali Şikayeti

Ittıla Tarihinin Tespiti Şikayeti

Memur Muamelesini Şikayet

 


h. İcra Davası ve Davaları

 

İcra Davası ve Davaları, icra hukukundan doğan davaları ifade etmek için, bazen de yanılgılı olarak icra takibinin kendisini ifade etmek için kullanılmaktadır. İcra Davası ve İcra Davaları alacağın tahsil edilmesi, icra emrinin infaz edilmesi ya da ilamda gösterilen hükmün yerine getirilmesi sonucuna ulaşmak için açılan davalardır. Buna karşılık borçlu avukatı olarak takip edilen işlerde borçlunun haklarının korunması için de icra davaları açılmaktadır. Belli başlı İcra davaları şunlardır.

 

Devlete Tazminat Davası

İhtiyati Haciz Kararı ve Davası

İtirazın Kaldırılması Davası ( Geçici ve Kesin Kaldırılması )

Tahliye Davası

İtirazın İptali Davası

Takibin İptali Davası

Menfi Tespit Davası

İstihkak Davası

İstirdat Davası

Borçtan Kurtulma Davası

İflas Davası

İptal Davası ( Tasarrufun İptali Davası )

Sıra Cetvelinin İptali Davası

İhalenin Feshi Davası

Tazminat Davaları

Haksız İcra Takibi Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davası


i. İcra İşlemleri Nedeniyle Devlete Dava 

 

İcra işlemleri nedeniyle devlete dava açılması mümkündür. İcra ve iflas dairesi görevlilerinin kusurlarından dolayı dava açılması Adalet bakanlığına dava açılabileceği İcra ve İflas Kanununun 5. Maddesinde gösterilmiştir. Bu hükümlere göre devletin zararın ortaya çıkmasında kusuru olan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu maddeye dayanılarak açılacak davalar adliye mahkemelerinde ( Asliye Hukuk Mahkemelerinde ) görülecektir.

 

Zamanaşımı süresi, bu hükümler göre açılacak tazminat davaları, zararı öğrendiği günden bir sene ve her halde zararı doğuran eylemin ortaya çıkmasından on sene geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Eylem cezayı gerektiriyorsa, ceza davası için uygulanacak zamanaşımı süresi tazminat davasında da kullanılır.


j. Haksız İcra Takibi ve Haciz

 

Haksız icra takibi ve haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açılmadan önce haksızlığın kimin tarafından yapıldığı öncelikle belirlenmelidir.

Bu belirlemeden sonra bir manevi tazminat istemek için şartların bulunup bulunmadığı üzerinde durulacaktır. Yukarıda izah edildiği üzere alacaklıya ya da avukatına bir kusur izah edilemediği ve icra müdürlüğü personelinin iş ve eylemleri nedeniyle bir zararın doğması halinde bu zarardan icra ve iflas kanununun 5. maddesi gereğince devlet sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Bu durumu örnek üzerinden değerlendirmemizde yarar görüyoruz. Örneğin borçlu olunmayan bir tutarın takibe konulması halinde bu durumdan avukatın mı, alacaklının mı, ya da icra müdürlüğünün mü sorumlu olduğunu belirlemek için, kimin neyi ne kadar bildiği ya da bilmesi gerektiği üzerinden değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Haksız icra takibi nedeniyle maddi tazminat, icra takibi nedeniyle uğranılan bütün maddi zararların karşılığı olmak üzere hesap edilebilir zararlardır.

Haksız icra takibi nedeniyle manevi tazminat için icra takibinin haksız olmasının yanı sıra ilgilinin manevi şahsiyetine de zarar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay sadece icra takibine geçilmiş olması halinde manevi tazminata hükmedilmesini hukuka aykırı bulmadığına dair kararları vardır. Buna rağmen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2001/3457 Esas 2001/7134 karar ve 3.7.2001 tarihli kararında “Haksız icra takibi ve haksız haciz yapılması işlemleri sorumluluk hukuku ilke ve kuralları gereğince haksız eylem niteliğin de olup, maddi ve manevi tazminatı gerektirdiği kabul edilmektedir. Haksız haczin, takibin kişilik hakkına saldırı oluşturduğu da belirgindir” denilmiştir. Buna rağmen haciz yapılmamasına rağmen sadece icra takibine geçilmiş olmasının manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceği konusunda içtihat birliği oluşmamıştır. Bu halde dava ve olayın şartlarına göre değerlendirme yapılmalıdır.


k. İcra Avukatı

 

İcra Avukatı icra takip işlemlerini baştan sona kadar takip eden ve kararın infazı ve alacağın tahsil edilmesi için bilgi ve emeğini belirli bir ücret karşılığında adaletin hizmetine ve kişilerin yararlanmasına sunan avukatlık dalıdır. En iyi icra avukatı, uzman icra avukatı gibi bir sınıflandırmanın hukuki ve nesnel olmadığını belirtmek isteriz. Buna karşılık icra hukukunu ayrıntıları ile bilinmesi bu nitelendirme için doğru kabul edilebilir.

Hukuk sistemimizde bu alanda vatandaşların bir avukat tutma mecburiyetleri bulunmuyorsa da icra ve iflas hukukunun çok ayrıntılı ve dikkat isteyen bir süreç olması nedeniyle uzmanlık istediği göz önünde bulundurularak bir icra avukatı ile çalışmaları büyük önem arzetmektedir. Aksi halde büyük zaman, para ve emek zayiatına sebebiyet verebilirler.

 

Hızlı Erişim